Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması Nedir?
Evlilik birliği, eşlerin ortak yaşamı sürdürmelerini, birbirlerine sadık kalmalarını, yardımcı olmalarını ve aile sorumluluklarını birlikte üstlenmelerini gerektirir. Ancak evlilik boyunca meydana gelen bazı olaylar, eşler arasındaki güveni, saygıyı ve birlikte yaşama iradesini ciddi biçimde zedeleyebilir. Ortak hayatın sürdürülmesi eşlerden beklenemeyecek derecede güçleştiğinde evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma gündeme gelir.
Evlilik birliğinin temelinden sarsılması, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesinde düzenlenen genel boşanma sebebidir. Günlük hayatta şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma olarak da adlandırılır.
Bu boşanma sebebinin temelinde yalnızca eşlerin anlaşamaması değil, yaşanan olayların ortak hayatı devam ettirmeyi kendilerinden beklenemeyecek derecede ağırlaştırması bulunmaktadır.
Hakaret, küçük düşürme, fiziksel veya psikolojik şiddet, ekonomik baskı, sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlar ve aile sorumluluklarının ağır biçimde ihlal edilmesi, somut koşullara göre bu davaya dayanak olabilir.
Ancak her tartışma, geçici anlaşmazlık veya düşünce ayrılığı tek başına boşanma sebebi oluşturmaz. Mahkeme, ileri sürülen olayların gerçekleşip gerçekleşmediğini, ağırlığını ve ortak yaşama etkisini inceler.
Türk Medeni Kanunu 166. Madde Kapsamında Boşanma
Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesi, birbirinden farklı koşullara dayanan dört ayrı düzenleme içermektedir.
TMK 166/1: Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması
Bu hükme göre evlilik birliği, eşlerin ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmışsa eşlerden her biri boşanma davası açabilir.
Burada iki temel unsur öne çıkar: Evlilik ilişkisinin ciddi biçimde sarsılmış olması ve ortak hayatı sürdürmenin eşlerden beklenemeyecek duruma gelmesi.
Mahkeme, bu şartların gerçekleşip gerçekleşmediğini tarafların ileri sürdüğü somut olaylar ve hukuka uygun deliller üzerinden belirler.
TMK 166/2: Davacının Daha Ağır Kusurlu Olması
Kanun, davacının daha ağır kusurlu olması hâlinde davalı eşe boşanma davasına itiraz etme hakkı tanımıştır.
Bununla birlikte itirazın hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olması ve evliliğin devamında davalı ile çocuklar açısından korunmaya değer bir yarar bulunmaması durumunda boşanmaya karar verilebilir.
Bu nedenle eşlerden birinin daha ağır kusurlu olması ile tamamen kusurlu olması aynı hukuki sonucu doğurmayabilir. Yargıtay uygulamasında tamamen kusurlu eşin yalnız kendi davranışlarına dayanarak TMK 166/1 kapsamında boşanma elde etmesi kural olarak kabul edilmemektedir.
TMK 166/3: Anlaşmalı Boşanma
Evliliğin en az bir yıl sürmesi, eşlerin boşanma ve sonuçları üzerinde anlaşmaları, hâkimin tarafları bizzat dinlemesi ve düzenlemeyi uygun bulması koşullarıyla anlaşmalı boşanma mümkündür.
Bu yol, eşlerden birinin diğerine kusur yükleyerek açtığı çekişmeli boşanma davasından farklıdır.
İlgili koşullar Anlaşmalı Boşanma Davası sayfasında açıklanmaktadır.
TMK 166/4: Ortak Hayatın Yeniden Kurulamaması
Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılan davanın reddedilip kararın kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçmesine rağmen ortak hayat yeniden kurulamamışsa, eşlerden birinin talebiyle boşanma kararı verilebilir.
Bu fıkradaki süre, 14 Kasım 2024 tarihli 7532 sayılı Kanun ile üç yıldan bir yıla indirilmiştir.
Önemli olan, yalnızca eşlerin bir yıl farklı evlerde yaşamaları değildir. Daha önce açılmış bir boşanma davasının reddedilmiş ve ret kararının kesinleşmiş olması da aranır.
Şiddetli Geçimsizlik Nedeniyle Boşanma Şartları
Şiddetli geçimsizlik ifadesi, evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle açılan davaları anlatmak için yaygın olarak kullanılmaktadır. Ancak kanun her anlaşmazlığı boşanma sebebi olarak kabul etmez.
TMK 166/1 kapsamında boşanma kararı verilebilmesi için aşağıdaki unsurlar önem taşır:
- Taraflar arasında hukuken devam eden bir evlilik bulunması,
- Evlilik birliğini sarsan somut olayların meydana gelmesi,
- Bu olayların ortak hayatı sürdürmeyi beklenemeyecek derecede ağırlaştırması,
- Dava konusu vakıaların usulüne uygun şekilde ileri sürülmesi,
- İddiaların hukuka uygun delillerle ispatlanması,
- Tarafların kusur durumunun ilgili hukuk kuralları çerçevesinde belirlenmesi.
Örneğin bir ailede zaman zaman yaşanan maddi anlaşmazlıklarla, eşlerden birinin diğerinin temel ihtiyaçlarını sürekli olarak karşılamaması ve ekonomik baskı uygulaması aynı hukuki ağırlığa sahip değildir.
Mahkeme olayların yalnızca sayısına değil, niteliğine, sürekliliğine, ağırlığına ve evlilik ilişkisinde yarattığı sonuçlara da bakar.
Hangi Davranışlar Evlilik Birliğini Temelinden Sarsabilir?
Sürekli Hakaret, Aşağılama ve Küçük Düşürme
Eşin diğerine sürekli hakaret etmesi, onu değersiz göstermesi, aile veya sosyal çevre içinde küçük düşürmesi, saygı yükümlülüğünün ihlali anlamına gelebilir.
Hakaret içerikli sözlerin ne zaman ve hangi koşullarda söylendiği, tekrarlanıp tekrarlanmadığı ve ilgili olayların nasıl ispatlandığı önem taşır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 3 Şubat 2026 tarihli, 2025/6215 Esas ve 2026/983 Karar sayılı kararında, süreklilik gösteren hakaret ve aşağılayıcı davranışların ortak hayatı temelinden sarsabilecek ağırlıkta olduğu kabul edilmiştir.
Psikolojik Şiddet ve Sürekli Baskı
Eşin davranışlarını sürekli kontrol etmeye çalışmak, onu korkutmak, tehdit etmek, sosyal ilişkilerini sınırlamak veya sistematik biçimde aşağılamak psikolojik şiddet niteliği taşıyabilir.
Bu davranışların boşanma davasındaki etkisi, olayların içeriği ve hukuka uygun delillerle belirlenir.
Özellikle tehdit, korkutma ve baskının yoğunluğu, yalnızca bir tartışma yaşanmasından farklı bir hukuki durum oluşturabilir.
Fiziksel Şiddet
Eşe karşı fiziksel şiddet uygulanması, evlilik birliğinin güven ve saygı temelini zedeleyen ağır davranışlardandır.
Fiziksel şiddetin boşanma davasında ileri sürülmesi için mutlaka ceza mahkemesinden mahkûmiyet kararı alınmış olması gerekmez. Olay, aile mahkemesinde ilgili deliller çerçevesinde incelenebilir.
Darp raporları, koruma kararları, sağlık kayıtları, tanık anlatımları ve adli belgeler önem taşıyabilir.
Şiddet veya tehdit altında bulunan kişiler bakımından 6284 sayılı Kanun kapsamında koruyucu ve önleyici tedbirler de gündeme gelebilir. Boşanma davasının sonucunu beklemek, acil korunma için zorunlu değildir.
Ekonomik Şiddet ve Ailenin İhtiyaçlarını Karşılamama
Ekonomik şiddet, eşlerden birinin diğerinin ekonomik özgürlüğünü veya temel yaşam ihtiyaçlarını baskı aracı olarak kullanması şeklinde ortaya çıkabilir.
Çalışma gelirine el koyma, ihtiyaçların karşılanmasını sürekli engelleme, parayı bir kontrol yöntemi olarak kullanma veya mali imkân bulunmasına rağmen aile giderlerine katılmama gibi davranışlar bu kapsamda incelenebilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 13 Ocak 2026 tarihli, 2025/5577 Esas ve 2026/154 Karar sayılı kararında, evin gerekli ihtiyaçlarının karşılanmaması, ısınma giderlerinin kısıtlanması ve ekonomik baskı oluşturan davranışlar boşanma sebebi kapsamında ele alınmıştır.
Ancak yalnızca eşin gelirinin az olması, işsiz kalması veya ekonomik güçlük yaşaması tek başına kusurlu davranış olarak kabul edilemez. Mali yükümlülüklerden kaçınma ile kişinin ekonomik imkânlarının sınırlı olması birbirinden ayrılmalıdır.
Güven Sarsıcı Davranışlar ve Sadakat Yükümlülüğü
Evlilik devam ederken üçüncü kişilerle kurulan bazı ilişkiler, eşler arasındaki güveni ciddi biçimde zedeleyebilir.
Gizli romantik yazışmalar, başka biriyle duygusal yakınlık veya sadakat yükümlülüğüne aykırı başka davranışlar, olayın özelliklerine göre TMK 166 kapsamında boşanma sebebi olabilir.
Bununla birlikte zina, Türk Medeni Kanunu'nun 161. maddesinde ayrıca düzenlenmiştir. Her güven sarsıcı davranış hukuken zina anlamına gelmez.
Bu ayrım için Zina Nedeniyle Boşanma Davası sayfası da incelenebilir.
Aşırı Kıskançlık ve Eşin Sosyal Hayatını Engelleme
Kıskançlık tek başına boşanma sebebi olarak kabul edilmez. Ancak kişinin iletişimini sürekli denetlemek, ailesiyle görüşmesini engellemek, asılsız suçlamalarda bulunmak veya hareket özgürlüğünü sınırlamak evlilik birliğine zarar verebilir.
Bu tür davranışların ortak yaşamı hangi ölçüde etkilediği ve hangi delillerle ortaya konulduğu önemlidir.
Aile Bireylerinin Evliliğe Müdahalesi
Evlilikte eşlerin aileleriyle iletişim kurması olağandır. Buna karşılık aile büyüklerinin evlilik kararlarına sürekli müdahale etmesi, eşlerden birinin diğerini ailesi karşısında korumaması veya aile ilişkilerinin baskı aracına dönüşmesi uyuşmazlığa neden olabilir.
Mahkeme, aile bireylerinin davranışlarını eşlere otomatik olarak kusur şeklinde yüklemez. Eşin bu olaylar karşısındaki kendi davranışları ve evlilik yükümlülükleri önem taşır.
Aile Sorumluluklarının Ağır Biçimde İhlali
Çocukların bakımının sürekli ihmal edilmesi, aile yaşamından bilinçli şekilde uzaklaşılması veya eşe karşı yardımlaşma yükümlülüğünün ağır biçimde ihlal edilmesi, kanuni koşullar oluştuğunda boşanma sebebi olabilir.
Ancak ev içi işlerin yalnızca kadın veya yalnızca erkek tarafından yapılması gerektiği düşüncesi hukuki bir ölçüt değildir. Türk Medeni Kanunu'nun 186. maddesi gereğince eşler evlilik birliğinin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıklarıyla katılırlar.
Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılmasında Kusur Nasıl Belirlenir?
TMK 166 kapsamında kusur konusu, hem boşanma talebinin sonucu hem de bazı mali haklar bakımından önem taşıyabilir.
Mahkeme, tarafların ileri sürdüğü ve kanıtlanan davranışları dikkate alarak kusur durumunu belirler. Boşanmaya neden olan her olay aynı ağırlıkta kabul edilmez.
Kusursuz, Az Kusurlu ve Eşit Kusurlu Olmak
Yargıtay uygulamasında tarafların kusur durumları; kusursuz, az kusurlu, eşit kusurlu, ağır kusurlu veya tam kusurlu olarak ifade edilebilmektedir.
Örneğin bir eşin sürekli hakaret etmesi ile diğer eşin belirli bir olayda olumsuz karşılık vermesi, olayların ağırlığına göre aynı düzeyde kusur oluşturmayabilir.
Bu nedenle kusur, yalnızca taraflara yüklenen davranışların sayılmasıyla belirlenmez.
Daha Ağır Kusurlu Eş Boşanma Davası Açabilir mi?
Türk Medeni Kanunu'nun 166/2. maddesi, daha ağır kusurlu davacının açtığı davaya davalının itiraz edebilmesini düzenler.
Ancak davalının itirazı hakkın kötüye kullanılması niteliğindeyse ve evliliğin sürmesinde davalı ile çocuklar bakımından korunmaya değer yarar kalmamışsa boşanma kararı verilebilir.
Bu nedenle daha ağır kusurlu olmak, her koşulda boşanma talebinin reddedileceği anlamına gelmez.
Tam Kusurlu Eş Boşanabilir mi?
Yargıtay'ın TMK 166/1 kapsamındaki yerleşik yaklaşımına göre, evlilik birliğinin sarsılmasına yalnızca kendi kusurlu davranışlarıyla neden olan eşin, karşı tarafa yüklenebilecek herhangi bir kusur bulunmaksızın kendi davranışına dayanarak boşanma elde etmesi kural olarak mümkün görülmemektedir.
Bu sonuç, Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesindeki diğer boşanma yollarının koşullarının ayrıca incelenmesine engel değildir.
Özellikle daha önceki boşanma davasının reddinden sonra ortak hayatın kurulamamasına ilişkin 166/4 hükmü, genel kusura dayalı davadan farklı şartlar içerir.
Taraflar Eşit Kusurluysa Boşanma Olur mu?
Eşit kusur, evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma kararı verilmesine kendiliğinden engel değildir.
Ancak eşit kusurun tespit edilmesi maddi ve manevi tazminat bakımından farklı sonuçlar doğurabilir. Türk Medeni Kanunu'nun 174. maddesindeki şartların ayrıca gerçekleşmesi gerekir.
Boşanmada Affetme ve Hoşgörü Gösterme
Boşanma davasında ileri sürülen olayların daha önce affedilip affedilmediği önem taşıyabilir.
Eşlerden biri, diğerinin belirli kusurlu davranışını öğrendikten sonra bunu açıkça affetmiş veya davranışlarıyla bağışladığını ortaya koymuş olabilir.
Yargıtay uygulamasında affedilen veya hoşgörüyle karşılanan olayların sonraki davada tek başına kusur olarak ileri sürülemeyeceği kabul edilmektedir.
Bununla birlikte tarafların aynı evde kalmaya devam etmesi, çocukları nedeniyle görüşmesi veya ekonomik zorunluluklarla iletişim kurması, her olayda kesin olarak affetme anlamına gelmez.
Barıştıktan Sonra Aynı Davranış Tekrarlanırsa
Daha önce gerçekleşen olayların affedilmiş olması, sonradan ortaya çıkan yeni kusurlu davranışların da affedildiği anlamına gelmez.
Örneğin taraflar bir güven sorunundan sonra barışmış, fakat aynı güven sarsıcı davranışlar daha sonra yeniden gerçekleşmişse yeni olaylar dava kapsamında ileri sürülebilir.
Bu nedenle olayların tarihleri ve barışma sürecinin hangi koşullarda gerçekleştiği önem taşır.
Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması Nasıl İspatlanır?
Boşanma davasının sonucu bakımından en önemli hususlardan biri, ileri sürülen olayların usulüne uygun şekilde ispatlanmasıdır.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddesi ispat yüküne, 194. maddesi ise tarafların dayandıkları vakıaları somutlaştırmasına ilişkin kurallar içermektedir.
Yalnızca "eşim beni mutsuz etti", "evliliğimiz yürümedi" veya "sürekli sorun yaşıyoruz" şeklindeki genel ifadeler, davanın dayandığı olayları yeterince açıklamayabilir.
Örneğin hakaret iddiasında sözün ne zaman söylendiği, olayın nerede meydana geldiği, olay sırasında kimlerin bulunduğu ve hangi delillerin bu olayı ortaya koyduğu önemlidir.
Tanık Anlatımları
Tanıklar, doğrudan gördükleri veya duydukları somut olaylar hakkında bilgi verebilir.
Ancak tanığın yalnızca taraflardan birinin anlattıklarını tekrar etmesiyle, yaşanan olaya bizzat tanık olması aynı ispat gücüne sahip değildir.
Örneğin hakareti kendisi duyan tanığın anlatımı ile hakaret edildiğini sonradan bir eşten öğrenen kişinin anlatımı farklı niteliktedir.
WhatsApp ve SMS Yazışmaları
Hukuka uygun elde edilmiş WhatsApp mesajları ve diğer dijital yazışmalar, hakaret, tehdit veya güven sarsıcı davranışlara ilişkin delil niteliği taşıyabilir.
Ancak mesajların gerçekliği, taraflara ait olup olmadığı, hangi koşullarda elde edildiği ve dava konusu olayla bağlantısı önemlidir.
Mesajların yalnızca bir bölümünün sunulması, konuşmanın bağlamına ilişkin uyuşmazlık doğurabilir.
Fotoğraf, Video ve Ses Kayıtları
Fotoğraf, video ve ses kayıtları, hukuka uygun şekilde elde edilmiş olmaları koşuluyla bazı olayların ispatına yardımcı olabilir.
Ancak eşin özel hesaplarına izinsiz erişilmesi, casus yazılımla takip edilmesi veya hukuka aykırı kayıt yapılması ciddi hukuki sorunlar doğurabilir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 189/2. maddesi gereğince hukuka aykırı olarak elde edilen deliller mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz.
Sağlık Raporları, Koruma Kararları ve Diğer Belgeler
Sağlık raporları, kolluk tutanakları, koruma kararları, kesinleşmiş ceza mahkemesi kararları ve ilgili resmi belgeler, somut olaya göre boşanma davasındaki iddiaları destekleyebilir.
Bununla birlikte her belge, tek başına boşanmanın bütün şartlarının gerçekleştiğini göstermeyebilir. Delillerin ilgili vakıalarla bağlantısı önemlidir.
Boşanma Davasında Hâkim Delilleri Nasıl İnceler?
Türk Medeni Kanunu'nun 184. maddesi, boşanma yargılaması için bazı özel kurallar düzenlemiştir.
Hâkim, boşanma sebebini oluşturan olayların varlığına kanaat getirmedikçe bunları ispatlanmış sayamaz. Tarafların dava konusu olayları kabul etmesi de her durumda hâkimi bağlamaz.
Bu nedenle davalı eşin yalnızca "boşanmayı kabul ediyorum" demesi, çekişmeli boşanma davasının kendiliğinden kabul edileceği anlamına gelmez.
Anlaşmalı boşanma ise TMK 166/3 kapsamında ayrı şartlara tabidir.
Boşanma yargılamasında olayların ispatı, kusur durumu, çocukların ihtiyaçları ve mali talepler kendi hukuki koşulları içinde incelenir.
Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması Davası Nasıl Açılır?
Dava, görevli ve yetkili aile mahkemesine sunulacak dilekçeyle açılır.
Dava dilekçesinde yalnızca boşanma istenmesi değil, bu talebe dayanak oluşturan somut vakıaların açıklanması da önemlidir.
Dilekçede kural olarak şu hususlar bulunmalıdır:
- Tarafların kimlik ve adres bilgileri,
- Evlilik ilişkisine ilişkin temel bilgiler,
- Boşanmaya neden olduğu ileri sürülen olaylar,
- Olayların mümkün olduğunca açık tarih ve koşulları,
- Dayanılan hukuki sebep,
- Her olayla bağlantılı deliller,
- Varsa nafaka ve tazminat talepleri,
- Ortak çocukların velayeti ve kişisel ilişki talepleri,
- Dava sırasında istenen geçici önlemler,
- Mahkemeden talep edilen sonuçlar.
Bir boşanma davasında eksik veya belirsiz anlatılan olayların sonradan ileri sürülmesi, usul hukukundaki iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağıyla ilgili sorunlar doğurabilir.
Bu nedenle dava dilekçesinin, boşanmanın dayanağı olan vakıaları somut biçimde içermesi önemlidir.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle açılan boşanma davalarında görevli mahkeme aile mahkemesidir. Aile mahkemesinin bulunmadığı yerlerde bu sıfatla görev yapan asliye hukuk mahkemesi davaya bakabilir.
Türk Medeni Kanunu'nun 168. maddesine göre yetkili mahkeme:
- Eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesi veya
- Davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.
Mahkemenin belirlenmesinde gerçek yerleşim yeri, son ortak yaşam yeri ve kanuni şartlar dikkate alınmalıdır.
Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması Davası Ne Kadar Sürer?
Çekişmeli boşanma davalarının tamamı için geçerli tek bir yargılama süresi bulunmamaktadır.
Davanın süresi; tarafların iddialarına, tanık sayısına, delillerin toplanmasına, bilirkişi veya uzman incelemesi gerekip gerekmediğine, mahkemenin iş yüküne ve kanun yollarına başvurulmasına göre değişebilir.
Bir davada birkaç duruşmada hüküm kurulabilmesi mümkünken, başka bir davada delillerin toplanması ve kanun yolu incelemesi daha uzun zaman alabilir.
TMK 166/1 kapsamında çekişmeli boşanma için evliliğin en az bir yıl sürmüş olması şart değildir. Bir yıllık evlilik süresi, anlaşmalı boşanmaya ilişkin TMK 166/3 hükmünde düzenlenmiştir.
Dava Devam Ederken Nafaka ve Diğer Geçici Önlemler
Türk Medeni Kanunu'nun 169. maddesi uyarınca hâkim, boşanma veya ayrılık davası açılınca davanın devamı süresince gerekli geçici önlemleri alabilir.
Bu önlemler özellikle eşlerin barınması, geçimi, malların yönetimi ve çocukların bakımı ile korunmasına ilişkin olabilir.
Tedbir Nafakası
Dava devam ederken eşlerden birinin veya çocukların geçimi bakımından tedbir nafakasına hükmedilmesi gündeme gelebilir.
Tedbir nafakasının amacı, yargılama sürecinde gerekli ekonomik korumayı sağlamaktır. Bu nafaka türü, boşanma kararı sonrasında gündeme gelebilecek yoksulluk nafakasından farklıdır.
Aile Konutunun Kullanımı
Ortak konutta hangi eşin kalacağı ve çocukların nerede yaşayacağı hakkında geçici önlemler alınması gerekebilir.
Özellikle şiddet veya ciddi güvenlik riski varsa 6284 sayılı Kanun kapsamında ayrıca koruma tedbirleri uygulanabilir.
Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılmasında Nafaka Hakları
Boşanma davasında nafaka, tek bir başlık altında ele alınsa da kanunda farklı koşullara bağlı nafaka türleri bulunmaktadır.
Yoksulluk Nafakası
Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesine göre boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak şartıyla diğer eşten mali gücü oranında yoksulluk nafakası isteyebilir.
Yoksulluk nafakası bakımından tarafların kusur durumu, ekonomik koşulları, gelirleri ve boşanmanın mali etkileri önemlidir.
İştirak Nafakası
Ortak çocuğun bakım ve eğitim giderlerine, velayeti kendisine bırakılmayan ebeveyn mali gücü oranında katılmakla yükümlüdür.
İştirak nafakası çocukla ilgili bir yükümlülüktür. Anne veya babanın boşanmadaki kusurunun karşılığı olarak ödenen bir tazminat değildir.
Nafaka türleri ve şartları hakkında Nafaka Davaları sayfasında daha ayrıntılı bilgi bulunmaktadır.
Maddi ve Manevi Tazminat Şartları
Evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma davasında maddi ve manevi tazminat talep edilebilir. Ancak boşanmaya karar verilmesi, kendiliğinden tazminat ödenmesini gerektirmez.
Maddi Tazminat
Türk Medeni Kanunu'nun 174/1. maddesi, boşanma yüzünden mevcut veya beklenen menfaatleri zedelenen kusursuz ya da daha az kusurlu tarafın, kusurlu diğer taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilmesini düzenler.
Tazminatın belirlenmesinde kusur, tarafların ekonomik ve sosyal koşulları, boşanmanın etkileri ve ilgili kanuni ölçütler önemlidir.
Manevi Tazminat
Türk Medeni Kanunu'nun 174/2. maddesi, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın manevi tazminat isteyebilmesine olanak tanır.
Özellikle hakaret, aşağılama veya şiddet gibi olaylarda, kişilik haklarına yönelik saldırının varlığı ve tarafların kusur durumu incelenir.
Her iki tazminat türü bakımından ayrı kanuni şartların bulunduğu unutulmamalıdır.
İlgili ayrıntılar için Boşanmada Maddi Tazminat ve Boşanmada Manevi Tazminat sayfaları incelenebilir.
Boşanma Davasında Çocukların Velayeti
Evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma kararı verilirken, ortak çocukların bakım ve yaşam düzeni de önem taşır.
Türk Medeni Kanunu'nun 182. maddesi kapsamında velayet ve çocukla kişisel ilişki düzenlenirken çocuğun üstün yararı temel alınır.
Çocuğun yaşı, eğitim durumu, sağlık koşulları, bakım ihtiyaçları, güvenliği ve ebeveynlerin çocuğa sunduğu yaşam koşulları önemlidir.
Boşanmada ağır kusurlu olmak, velayetin her durumda diğer eşe verileceği anlamına gelmez. Kusurlu davranışların çocuk üzerindeki somut etkisi ve ebeveynlik koşulları ayrıca incelenir.
İlgili konu Velayet Davaları sayfasında açıklanmaktadır.
Şiddetli Geçimsizlik Nedeniyle Boşanmada Mal Paylaşımı
Evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma kararı verilmesi, eşlerden birinin edinilmiş mallar üzerindeki haklarını otomatik olarak ortadan kaldırmaz.
Mal paylaşımı, eşlerin tabi olduğu mal rejimine ve Türk Medeni Kanunu'nun ilgili hükümlerine göre yapılır.
Edinilmiş mallara katılma rejiminde edinilmiş mallar, kişisel mallar, artık değer ve diğer alacak kalemleri ayrı hukuki kurallara tabidir.
Türk Medeni Kanunu'nun 225. maddesi uyarınca boşanma hâlinde mal rejimi, davanın açıldığı tarihten geçerli olmak üzere sona erer.
Mal rejiminin sona ermesiyle malların tasfiye edilmesi aynı işlem değildir. Hangi malların paylaşım hesabına dahil edileceği, değerlerin nasıl belirleneceği ve tarafların alacak hakları ayrıca incelenir.
İlgili açıklamalar Mal Paylaşımı Davası sayfasında yer almaktadır.
Boşanma Davası Reddedilirse Ne Olur?
Mahkeme, evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebinin ispatlanmadığına veya kanuni koşulların gerçekleşmediğine karar verirse boşanma talebini reddedebilir.
Ret kararı verilmesi, eşlerin başka hiçbir hukuki yola başvuramayacağı anlamına gelmez.
Karara karşı kanuni koşulları varsa istinaf veya temyiz yoluna başvurulabilir. Ayrıca sonradan ortaya çıkan yeni boşanma sebepleri ya da TMK 166/4'te belirtilen şartlar gündeme gelebilir.
Boşanma Davası Reddedildikten Sonra Bir Yıl
14 Kasım 2024 tarihli 7532 sayılı Kanun ile değiştirilen Türk Medeni Kanunu'nun 166/4. maddesine göre, boşanma davasının reddine ilişkin karar kesinleştikten sonra bir yıl geçmesine rağmen ortak hayat yeniden kurulamamışsa eşlerden biri bu özel sebebe dayanarak boşanma davası açabilir.
Bir yıllık süre, ilk boşanma davasının açıldığı tarihten değil, ret kararının kesinleşmesinden itibaren hesaplanır.
Anayasa Mahkemesinin 12 Şubat 2026 tarihli, 2025/203 Esas ve 2026/39 Karar sayılı kararıyla söz konusu bir yıllık sürenin Anayasa'ya aykırı olduğu yönündeki itiraz reddedilmiştir.
Ayrı Yaşayan Herkes Bir Yıl Sonra Boşanabilir mi?
Hayır. Eşlerin yalnızca bir yıl ayrı yaşaması, TMK 166/4'ün bütün şartlarının gerçekleştiği anlamına gelmez.
Bu hükmün uygulanabilmesi için önceki boşanma davasının reddedilmiş olması, ret kararının kesinleşmesi ve sonrasında kanunda belirtilen süre boyunca ortak hayatın yeniden kurulamaması gerekir.
Bu yol ile Ayrılık Davası kapsamında verilen mahkeme kararı birbirinden farklıdır.
Yargıtay Kararlarında Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2025/5577 E., 2026/154 K.
13 Ocak 2026 tarihli kararda ekonomik baskı, aile giderlerinin yeterince karşılanmaması ve eşe karşı sürekli olumsuz davranışlarda bulunulması ele alınmıştır.
Dosyada diğer eşin ihtiyaçlarının bilinçli biçimde kısıtlanması, konutun ısıtılmasına ilişkin uygulamalar ve aile ilişkilerine yönelik davranışlar birlikte incelenmiştir.
Yargıtay, ispatlanan olayların evlilik birliğini temelinden sarsacak ağırlıkta olduğunu belirterek boşanma davasının reddini doğru bulmamış ve kararı bozmuştur.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2025/5460 E., 2026/273 K.
Bu kararda eşlere yüklenen kusurların ağırlığı tartışılmıştır. Tarafların eşit kusurlu kabul edildiği önceki kararda, hakaret içeren davranışların ağırlığı yeterince gözetilmediği için Yargıtay kusur tespitini doğru bulmamıştır.
Karar, boşanmada her kusurlu davranışın aynı ağırlıkta sayılamayacağını ve bu ayrımın tazminat ile nafaka taleplerine etkisini göstermektedir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2025/6391 E., 2026/5126 K.
5 Mayıs 2026 tarihli kararda karşılıklı boşanma davalarında ispat ve kusur konusu incelenmiştir.
Yargıtay, doğrudan görgüye dayanmayan tanık anlatımlarının ilgili şiddet iddiasını kanıtlamak için yeterli bulunmamasına dikkat çekmiştir. Dosyadaki diğer olaylar üzerinden tarafların kusur durumunun yeniden ele alınması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Bu karar, boşanma davalarında yalnızca tanık sayısının değil, tanıkların hangi olayları bizzat bildiğinin de önem taşıdığını göstermektedir.
Dava Açılmadan Önce Dikkat Edilmesi Gerekenler
- Boşanmaya neden olan olayları kronolojik sıraya koyun.
- Her olayın nerede ve ne zaman gerçekleştiğini mümkün olduğunca açıklayın.
- Hangi olayların bizzat görüldüğünü veya duyulduğunu belirleyin.
- Hukuka uygun delilleri koruyun.
- Önceden affedilen olayları ve sonradan tekrarlanan davranışları birbirinden ayırın.
- Tarafların kusur durumunu etkileyebilecek tüm somut vakıaları dikkate alın.
- Nafaka ve tazminat taleplerini ayrı başlıklar altında belirleyin.
- Çocukların bakım, eğitim ve barınma ihtiyaçlarını açıklayın.
- Mal rejimi ve malvarlığına ilişkin belgeleri düzenli şekilde saklayın.
- Önceden açılmış boşanma veya ayrılık davalarının kesinleşme tarihlerini kontrol edin.
- Şiddet veya tehdit mevcutsa uygun koruma tedbirlerini ayrıca ele alın.
Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması Hakkında Sık Sorulan Sorular
1. Evlilik birliğinin temelinden sarsılması ne demektir?
Eşler arasında ortak hayatı sürdürmenin kendilerinden beklenemeyeceği derecede ciddi sorunların oluşmasıdır. Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesinde genel boşanma sebebi olarak düzenlenmiştir.
2. Şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma hangi maddeye dayanır?
Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesine dayanır. Çekişmeli davalarda özellikle birinci ve ikinci fıkra önem taşır.
3. Şiddetli geçimsizlik boşanma için yeterli midir?
Yalnızca geçimsizlik yaşandığının söylenmesi yeterli değildir. Ortak hayatı sürdürmeyi beklenemeyecek derecede ağırlaştıran somut olayların kanuni şartlar çerçevesinde ispatlanması gerekir.
4. Evliliğin bir yıl sürmesi zorunlu mudur?
TMK 166/1 kapsamında çekişmeli boşanma için genel bir bir yıllık evlilik şartı yoktur. En az bir yıllık evlilik şartı anlaşmalı boşanma için düzenlenmiştir.
5. Eşlerden biri boşanmak istemezse dava reddedilir mi?
Hayır. Davalının boşanmayı kabul etmemesi davanın otomatik olarak reddedilmesini gerektirmez. Mahkeme kanuni boşanma koşullarını ve TMK 166/2 kapsamındaki itirazı inceler.
6. Tam kusurlu eş boşanma davası açabilir mi?
Yargıtay uygulamasında tamamen kendi kusurlu davranışlarına dayanarak TMK 166/1 kapsamında boşanma talep eden eşin davası kural olarak kabul edilmez. Diğer kanuni boşanma yollarının özel şartları ise ayrıca incelenir.
7. Taraflar eşit kusurluysa boşanma mümkün müdür?
Evet. Eşit kusur, evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmaya kendiliğinden engel değildir. Ancak tazminat taleplerini etkileyebilir.
8. Hakaret boşanma sebebi midir?
Hakaret, aşağılama ve küçük düşürücü davranışlar, ağırlıkları ve ortak yaşam üzerindeki etkileri dikkate alındığında boşanma sebebi olabilir.
9. Ekonomik şiddet nedeniyle boşanma davası açılabilir mi?
Evet. Eşin temel ihtiyaçlarının bilinçli biçimde karşılanmaması, mali baskı ve ekonomik kontrol gibi davranışlar, kanuni şartları oluştuğunda boşanma sebebi olabilir.
10. WhatsApp mesajları boşanmada delil olur mu?
Hukuka uygun elde edilmiş ve dava konusu olaylarla bağlantılı mesajlar delil olarak kullanılabilir. Mesajların gerçekliği ve elde edilme biçimi önem taşır.
11. Tanık olmadan boşanma davası kazanılabilir mi?
Tanık, mümkün olan delil türlerinden biridir; her davada zorunlu değildir. Diğer hukuka uygun delillerle iddiaların ispatlanması mümkün olabilir.
12. Eşimle barıştıktan sonra eski olaylara dayanabilir miyim?
Affedilen veya hoşgörüyle karşılanan olayların boşanmada kusur olarak kullanılması sınırlanabilir. Ancak barışmadan sonra gerçekleşen yeni kusurlu davranışlar ayrıca ileri sürülebilir.
13. Şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davası ne kadar sürer?
Kesin bir süre bulunmamaktadır. Delillerin toplanması, tanıklar, duruşmalar ve kanun yolu incelemeleri davanın süresini etkileyebilir.
14. Bu davada tazminat alınabilir mi?
Türk Medeni Kanunu'nun 174. maddesindeki şartlar gerçekleşmişse maddi ve manevi tazminat talep edilebilir. Boşanma kararı verilmesi tek başına tazminat hakkı doğurmaz.
15. Kusurlu eş nafaka alabilir mi?
Nafakanın türüne göre şartlar farklıdır. Yoksulluk nafakasında talepte bulunan eşin kusurunun daha ağır olmaması aranır. Tedbir ve iştirak nafakası ise farklı kanuni esaslara dayanır.
16. Boşanmada çocuğun velayeti kime verilir?
Mahkeme, çocuğun üstün yararını esas alır. Bakım, eğitim, güvenlik ve ebeveynlerin koşulları incelenir. Boşanmadaki kusur tek başına velayetin sonucunu belirlemez.
17. Boşanma davası reddedilirse bir yıl sonra yeniden açılabilir mi?
Önceki boşanma davasının reddine ilişkin karar kesinleştikten sonra bir yıl geçmesine rağmen ortak hayat yeniden kurulamamışsa, TMK 166/4 kapsamında yeni dava açılabilir. Bunun için kanunda belirtilen diğer şartların da bulunması gerekir.
18. Evlilik birliğinin temelinden sarsılması davasında hangi mahkeme görevlidir?
Kural olarak aile mahkemesi görevlidir. Yetkili mahkeme, Türk Medeni Kanunu'nun 168. maddesi gereğince eşlerden birinin yerleşim yeri veya son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.
Sonuç: Boşanma Sebebinin Somut Olaylarla Ortaya Konulması Gerekir
Evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma davasında temel konu, ortak hayatın hangi olaylar sonucunda sürdürülemez hâle geldiğinin ortaya konulmasıdır.
Hakaret, ekonomik şiddet, fiziksel veya psikolojik baskı, güven sarsıcı davranışlar ve aile sorumluluklarının ağır biçimde ihlali, somut olayın özelliklerine göre boşanma sebebi oluşturabilir.
Ancak mahkeme yalnızca tarafların iddialarına değil, ileri sürülen vakıaların ispatına, kusur durumuna ve kanuni şartlara göre karar verir.
Boşanmanın nafaka, tazminat, velayet ve mal rejimine ilişkin sonuçları da ayrı kanuni hükümler çerçevesinde belirlenir.
Evlilik birliğinin temelinden sarsılmasıyla ilgili uyuşmazlıklar bakımından doğru hukuki sebebin belirlenmesi, delillerin hukuka uygun biçimde sunulması ve taleplerin açık şekilde ortaya konulması önemlidir.
İlgili diğer konular için Aile Hukuku ve Boşanma Davaları sayfaları incelenebilir.