📍 Molla Gürani Mah.Turgut Özal Millet Caddesi.No 90 K6 D:112 Fildişi İş Merkezi Fatih/İSTANBUL ✉️ Hukuk@aliercankalay.com ☎️ 0507 772 72 32
⚖️
Çalışma Alanı

Terk Nedeniyle Boşanma Davası

Terk nedeniyle boşanma davası, eşlerden birinin evlilik yükümlülüklerinden kaçınmak amacıyla ortak konutu bırakması veya haklı neden olmadan eve dönmemesi hâlinde açılabilir. Türk Medeni Kanunu'nun 164. maddesi uyarınca altı aylık terk süresi, noter veya hâkim ihtarı, dört aylık bekleme süresi, iki aylık dönüş hakkı, bağımsız konut şartları, deliller ve Yargıtay kararları açıklanmaktadır.

Terk Nedeniyle Boşanma Davası Nedir?

Evlilik birliği, eşlerin ortak hayatı sürdürmelerini, birbirlerine yardımcı olmalarını ve aile sorumluluklarını birlikte yerine getirmelerini gerektirir. Bununla birlikte eşlerin aynı konutta yaşamaması, her durumda hukuka aykırı bir terk davranışı anlamına gelmez. Ayrı yaşamanın nedeni, süresi ve ortak konuta dönme imkânı, boşanma davasında belirleyici olabilir.

Terk nedeniyle boşanma davası, eşlerden birinin evlilik birliğinden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla diğerini terk etmesi veya haklı bir neden bulunmadığı hâlde ortak konuta dönmemesi üzerine açılan özel bir boşanma davasıdır.

Türk Medeni Kanunu'nun 164. maddesi, bu davayı belirli maddi ve şekli koşullara bağlamıştır. Ayrılığın en az altı ay sürmesi, haklı bir sebebin bulunmaması ve hâkim ya da noter tarafından yapılan usulüne uygun eve dönüş ihtarının sonuçsuz kalması gerekir.

Eşin evi terk ettiğini söylemek, boşanma kararı verilmesi için tek başına yeterli değildir. Ortak konutun uygunluğu, eve dönüşün gerçekten mümkün olup olmadığı, ihtarın tebliğ edilmesi ve dönüş için tanınan sürenin tamamlanması da incelenir.

Terk sebebine dayalı boşanma ile Çekişmeli Boşanma Davası kapsamındaki diğer boşanma nedenleri bu yönlerden birbirinden ayrılır.

Türk Medeni Kanunu 164. Maddeye Göre Terk Şartları

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 164. maddesi, terki özel ve mutlak bir boşanma sebebi olarak düzenler. Bu nedenle kanunun aradığı terk koşulları ispatlandığında, evlilik birliğinin ayrıca temelinden sarsıldığının kanıtlanması gerekmez.

Ancak bu sonuç, yalnızca ortak konuttan ayrılmanın boşanma için yeterli olduğu anlamına gelmez.

1. Hukuken Devam Eden Bir Evlilik Bulunmalıdır

Terk nedeniyle boşanma davası, aralarında geçerli evlilik bağı bulunan eşler arasında açılabilir. Evlilik devam ederken tarafların ayrı yaşamaya başlaması, kanuni koşulları varsa bu davaya konu olabilir.

2. Ortak Hayattan Uzaklaşma İradi Olmalıdır

Kanunun aradığı terk davranışı, evlilik birliğinden doğan yükümlülükleri yerine getirmeme amacıyla ortak yaşamın bırakılması veya haklı neden bulunmaksızın ortak konuta dönülmemesidir.

İş seyahati, sağlık tedavisi veya zorunlu bir nedenle geçici süre evden ayrılmak, kendiliğinden bu anlamda terk sayılmaz.

3. Ayrı Yaşamanın Haklı Nedeni Bulunmamalıdır

Eşin ortak konuttan ayrılmasını veya daha sonra konuta dönmemesini haklı kılan olaylar bulunabilir. Şiddet, ağır tehdit, güvenlik riski ve ortak yaşamın kişi için ciddi tehlike oluşturması bu kapsamda önem taşıyabilir.

Türk Medeni Kanunu'nun 197. maddesi, belirli koşullarda eşe ayrı yaşama hakkı tanır. Bu nedenle her ayrı yaşama davranışı boşanma sebebi oluşturmaz.

4. Haksız Terk En Az Altı Ay Sürmelidir

Terk hukuki sebebine dayanan davanın açılabilmesi için ayrılığın en az altı ay devam etmesi ve dava koşulları bakımından terk durumunun sona ermemiş olması gerekir.

Bu süre içerisinde eşlerin ortak yaşamı gerçekten yeniden kurup kurmadığı, kısa süreli ziyaretlerin niteliği ve ayrılığın hangi nedenle sürdüğü önem taşıyabilir.

5. Geçerli Eve Dönüş İhtarı Yapılmalıdır

TMK 164 kapsamında ihtar, terk sebebine dayanılarak boşanma istenebilmesi için gerekli özel bir işlemdir. İhtarın hâkim veya noter tarafından yapılması ve kanunun aradığı bilgileri taşıması gerekir.

Eşe yalnızca telefonla eve dönmesinin söylenmesi ya da sıradan bir mesaj gönderilmesi, bu kanuni ihtarın yerine geçmez.

6. İhtara Rağmen Haklı Sebep Olmadan Dönülmemelidir

İhtarın ardından eşin ortak konuta dönmemesi tek başına yeterli değildir. Eşin ihtara uymamakta haklı olup olmadığı da incelenir.

Örneğin ciddi güvenlik riskinin devam etmesi, konutun fiilen kullanılamaması veya eşin eve kabul edilmeyeceğinin anlaşılması hâlinde dönüşün reddedilmesi haklı bir nedene dayanabilir.

Terk Nedeniyle Boşanma Davasında Altı Aylık Süre

Bu dava türünde süreler, boşanma sebebinin oluşması bakımından doğrudan önem taşır.

Kanundaki sistem, önce dört aylık bekleme dönemini, ardından usulüne uygun ihtarı ve en az iki aylık dönüş süresini içerir.

İlk Dört Ay: İhtar İstenemeyen Dönem

Türk Medeni Kanunu'nun 164. maddesine göre terk süresinin dördüncü ayı tamamlanmadan hâkimden veya noterden eve dönüş ihtarı istenemez.

Bu dönemin hesaplanmasında eşlerin fiilen ne zaman ayrıldıkları, ayrılığın haklı olup olmadığı ve kanunun aradığı terk şartlarının ne zaman oluştuğu önemlidir.

Eşlerin farklı adreslerde bulunması tek başına dört aylık haksız terk süresinin başladığını göstermez.

Dördüncü Ay Tamamlandıktan Sonra İhtar

Dört aylık süre dolduktan sonra davaya hakkı olan eş, hâkim veya noter aracılığıyla diğer eşin ortak konuta dönmesinin istenmesi için başvurabilir.

İhtarda ortak konuta dönüş amacı bulunmalı, dönülecek yer belirli olmalı ve diğer eşe kanunda öngörülen süre tanınmalıdır.

İhtardan Sonraki İki Aylık Dönüş Süresi

İhtarın karşı tarafa usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesinden sonra, eşin ortak konuta dönmesi için iki aylık süre tanınır.

Bu süre dolmadan terk sebebiyle boşanma davası açılamaz. İhtarın hazırlanması, gönderilmesi ve tebliğ edilmesi farklı tarihlerde gerçekleşebileceğinden, yalnızca ihtarnamenin düzenlendiği tarihe bakılması yeterli değildir.

Altı Ay Dolduğunda Boşanma Kendiliğinden Gerçekleşir mi?

Hayır. Altı aylık ayrılık süresinin tamamlanması evliliği kendiliğinden sona erdirmez.

Kanuni koşullar gerçekleşmişse terk sebebiyle boşanma davası açılması ve mahkemenin bu konuda hüküm vermesi gerekir. Boşanmanın hukuki sonuçları, kararın kesinleşmesiyle doğar.

Terk Nedeniyle Boşanmada İhtar Nasıl Yapılır?

Terk ihtarı, bu dava türünün en önemli işlemlerinden biridir. Usulüne uygun olmayan ihtar, ayrılık uzun süre devam etmiş olsa bile TMK 164 kapsamında boşanma kararı verilmesini engelleyebilir.

Kanuna göre ihtar, davaya hakkı olan eşin istemi üzerine hâkim veya noter tarafından yapılır. İhtar işlemi sırasında boşanma sebebinin esası incelenmez; terk şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği boşanma yargılamasında araştırılır.

Noter İhtarı Geçerli midir?

Evet. Türk Medeni Kanunu'nun güncel 164. maddesi, ihtarın hâkim veya noter tarafından yapılmasına olanak tanır.

Ancak noter aracılığıyla gönderilen her belge, terk nedeniyle boşanma davası için gerekli ihtar niteliğinde değildir.

Örneğin yalnızca malvarlığı paylaşımı, hakaret iddiası, çocukla görüşme veya ileride dava açılacağı hakkında yazılmış bir ihtarname, TMK 164'ün aradığı eve dönüş davetini karşılamayabilir.

Geçerli İhtarın İçeriğinde Neler Bulunmalıdır?

  • Dönülmesi istenen ortak konutun açık adresi,
  • Eşin konuta hangi koşullarda dönebileceği,
  • Tebliğden sonra iki ay içinde dönüş yapılması gerektiği,
  • Dönülmemesinin hukuki sonuçlarına ilişkin uyarı,
  • Konuta girişin fiilen mümkün olduğunu gösteren açıklamalar,
  • Gereken yol giderlerinin karşılanmasına ilişkin uygun düzenleme,
  • İhtarın muhatabına usulüne uygun biçimde tebliği.

Yargıtay kararlarında özellikle konutun belirli olması, dönüş imkânının gerçekten sağlanması, yol giderleri ve ihtarın samimiyeti üzerinde durulmaktadır.

Eve Dönüş İçin Yol Parası Gönderilmesi Gerekir mi?

Ortak konuta dönmek için ulaşım gideri gerekiyorsa, bu giderin uygun biçimde karşılanması ihtarın geçerliliği bakımından önem taşır.

Yargıtay uygulamasında, özellikle şehirler arasında yapılacak dönüşlerde gerekli yol giderlerinin sağlanmaması sorun yaratabilmektedir.

Yol giderinin tutarı ve ödeme biçimi belirlenirken dönüşün fiilen mümkün olması esas alınmalıdır. Yalnızca masrafların ödeneceğinin yazılması, her durumda bu imkânın sağlandığını kanıtlamaz.

İhtar Tebliğ Edilemezse Ne Olur?

İhtarın usulüne uygun tebliği, dönüş süresinin ve sonraki hukuki işlemlerin belirlenmesi bakımından gereklidir.

Türk Medeni Kanunu'nun 164. maddesi, gerektiğinde ilan yoluyla ihtar yapılabilmesine de izin verir. Ancak bu yöntem ilgili tebligat şartlarına uygun biçimde kullanılmalıdır.

İhtarın hangi tarihte tebliğ edildiği veya ilanen tebliğ edilmiş sayıldığı, iki aylık sürenin hesaplanmasında belirleyicidir.

Eve Dön İhtarının Samimi Olması Ne Anlama Gelir?

Kanuna uygun bir ihtar, yalnızca şekil şartlarından ibaret değildir. İhtarı gönderen eşin evlilik birliğini sürdürmeye yönelik gerçek bir iradesinin bulunması da önemlidir.

Diğer eşi eve çağırırken onun konuta girmesini engellemek, güvenli olmayan bir ortamda yaşamaya zorlamak veya fiilen kabul edilmeyeceği koşullar oluşturmak, ihtarın samimiyeti hakkında ciddi kuşku doğurur.

Dönülecek Konutun Hazır Olması

İhtarda belirtilen konutun kullanılabilir durumda olması, ortak yaşam için uygun koşullar taşıması ve davet edilen eşin gerçekten içeri girebilmesi gerekir.

Adresin açık olması, evin anahtarına erişim sağlanması, konutun kullanıma hazır bulunması ve kişiyi tehlikeye sokan koşulların bulunmaması bu kapsamda önem taşır.

Ev Anahtarının Verilmemesi

İhtarda belirtilen adrese giden eşin konuta giremeyecek olması, eve dönüş davetinin gerçekliği bakımından sorun oluşturabilir.

Anahtarın nereden alınacağı, konutun kapısının açılmasını kimin sağlayacağı veya eşin girişine engel bulunup bulunmadığı, uyuşmazlık hâlinde somut delillerle ortaya konulmalıdır.

İhtar Gönderip Eve Almamak

Bir eşin noter veya hâkim aracılığıyla eve dönüş çağrısı yapıp daha sonra diğer eşin ortak konuta girişini engellemesi, TMK 164 kapsamında kendi lehine terk sebebi oluşturmaz.

Kanun, diğer eşi ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı sebep olmadan dönmesini engelleyen eşin de terk etmiş sayılacağını düzenlemektedir.

Bu nedenle ihtarın şeklen yapılmış olması, eve dönmeyi engelleyen davranışları hukuken geçerli hâle getirmez.

Hangi Durumlarda Evi Terk Etmek Haklı Sayılır?

Ortak konuttan ayrılmanın hukuki sonucu, ayrılığın nedenine göre değişir. Eşin kişiliği, sağlığı, ekonomik güvenliği veya aile huzuru ciddi tehlike altındaysa ayrı yaşama hakkı doğabilir.

Türk Medeni Kanunu'nun 197. maddesi, bu korumaya ilişkin temel düzenlemelerden biridir.

Aile İçi Şiddet Nedeniyle Evden Ayrılmak

Fiziksel şiddet, ciddi tehdit, cinsel şiddet veya kişiyi tehlikeye sokan ağır baskı, ayrı yaşamayı haklı kılan durumlar arasında bulunabilir.

Şiddet nedeniyle ortak konuttan ayrılan kişinin, yalnızca altı ay boyunca geri dönmemiş olması sebebiyle haksız terk gerçekleştirdiği sonucuna ulaşılamaz.

Şiddet iddialarının niteliği, mevcut risk ve hukuka uygun deliller önem taşır.

Bu konuda Aile İçi Şiddet ve Koruma Tedbirleri sayfası da incelenebilir.

Koruma ve Uzaklaştırma Kararı Bulunması

6284 sayılı Kanun kapsamında verilen uzaklaştırma veya diğer koruma tedbirleri, eşlerin ortak konutta yaşama koşullarını etkileyebilir.

Koruma kararı nedeniyle ortak konuta dönülmemesi, sıradan bir haksız terk davranışıyla aynı şekilde ele alınamaz.

Özellikle can güvenliği riski mevcutken gönderilen ihtarın, kişiyi koruma kararına aykırı davranmaya zorlayacak şekilde uygulanması mümkün değildir.

Sağlık ve Zorunlu Ayrılık Hâlleri

Tedavi, bakım gereksinimi, zorunlu çalışma koşulları veya benzeri durumlar nedeniyle geçici süre ortak konuttan uzak kalınması, tek başına evlilik görevlerinden kaçınma amacı taşımaz.

Ancak geçici bir nedenle başlayan ayrılığın sonradan hangi koşullarda devam ettiği ayrıca önem taşıyabilir.

Başka Bir Boşanma Davasının Devam Etmesi

Eşler arasında önceden açılmış ve devam eden bir boşanma davası bulunması, ayrı yaşamanın haklılığına etki edebilir.

Yargıtay kararlarında, devam eden boşanma davası sırasında ayrı yaşama hakkı ve terk ihtarının süresi üzerinde özellikle durulmuştur.

Bu nedenle daha önce açılmış davaların tarihleri ve sonuçları bilinmeden terk süresi hesaplanmamalıdır.

Kayınvalide veya Kayınpederle Yaşamak Zorunlu mudur?

Türk Medeni Kanunu'nun 186. maddesine göre eşler oturacakları konutu birlikte seçerler. Bu düzenleme, ortak hayatın kurulacağı yerin tek taraflı dayatmalarla belirlenemeyeceğini göstermektedir.

Eşlerden birinin, diğerinin ailesiyle birlikte yaşamak istememesi, her durumda haksız terk anlamına gelmez.

Özellikle evlilik birliğine üçüncü kişilerin sürekli müdahale etmesi, özel yaşamın korunamaması veya konutun bağımsız bir aile hayatına uygun olmaması önemli olabilir.

Aynı Binada Yaşamak ile Aynı Evde Yaşamak Arasındaki Fark

Eşlerin aile büyükleriyle aynı binada fakat ayrı ve bağımsız konutlarda oturması ile aynı evin bütün yaşam alanlarını paylaşması farklı durumlardır.

Mahkeme yalnızca adresin veya binanın aynı olmasına bakmaz. Konutun fiziksel yapısı, fiilen kullanımı, mahremiyet koşulları ve aile bireylerinin müdahaleleri önem taşır.

Bağımsız Konut Sağlanmamışsa İhtar Geçerli midir?

Eve dönüş için gösterilen yer, ortak yaşamı sürdürmeye uygun değilse ihtarın samimiyeti veya geçerliliği tartışmalı hâle gelebilir.

Ancak her uyuşmazlıkta konutun tapu malikinin kim olduğuna veya konutun ayrı bir binada bulunup bulunmadığına göre otomatik sonuç çıkarılmaz. Eşler için gerçekten bağımsız ve yaşanabilir bir ortam sağlanıp sağlanmadığı somut koşullarla incelenir.

Evden Kovulan Eş Terk Etmiş Sayılır mı?

Türk Medeni Kanunu'nun 164. maddesi, ortak konutu terk etmeye zorlanan eşi koruyan özel bir hüküm içermektedir.

Bir eş, diğerini evden kovmuş, kapıyı kilitleyerek girişini engellemiş veya ortak yaşamı fiilen imkânsız hâle getirmişse, konuttan ayrılan kişinin mutlaka haksız terk gerçekleştirdiği söylenemez.

Kanun, diğerini terk etmeye zorlayan ya da haksız biçimde eve dönmesine engel olan eşi terk etmiş saymaktadır.

Dolayısıyla evden kovulan kişinin dava ve savunma hakları, yalnızca fiilen konuttan uzaklaşmış olmasına göre belirlenmez.

Terk Nedeniyle Boşanma ile Fiilî Ayrılık Arasındaki Fark

Terk nedeniyle boşanma ile fiilî ayrılık nedeniyle boşanma, uygulamada sıkça karıştırılan iki farklı hukuki durumdur.

TMK 164 kapsamında terk nedeniyle boşanma için haksız ayrılık, altı aylık süre ve geçerli eve dönüş ihtarı gerekir.

Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesinin dördüncü fıkrasında ise önceki boşanma davasının reddedilip kesinleşmesi ve belirli bir süre ortak hayatın yeniden kurulamaması üzerine başvurulabilecek farklı bir boşanma yolu düzenlenmiştir.

14 Kasım 2024 tarihli kanun değişikliğiyle bu düzenlemede önceki boşanma davasının kesinleşmesinden itibaren aranan süre bir yıla indirilmiştir.

Bu nedenle:

  • Altı ay ayrı yaşamak, tek başına terk nedeniyle boşanma hakkı doğurmaz.
  • Bir yıl ayrı yaşamak, önceki boşanma davasının reddi ve kesinleşmesi şartı bulunmadan TMK 166/4 kapsamında otomatik boşanma sağlamaz.
  • Mahkeme kararıyla verilen ayrılık süresi ise TMK 171 kapsamında farklı bir hukuki süreçtir.

Terk İhtarı Önceki Olayların Affedilmesi Anlamına Gelir mi?

Bu soru, özellikle birden fazla boşanma sebebinin ileri sürüldüğü davalarda önemlidir.

Gerçek ve samimi bir eve dönüş ihtarı, ihtarı gönderen eşin ortak hayatı yeniden sürdürme iradesini ifade eder. Bu nedenle ihtardan önceki bazı kusurlu davranışların bağışlandığı veya hoşgörüyle karşılandığı yönünde hukuki sonuçlar doğabilir.

Ancak gönderilen her noter belgesinin otomatik olarak af niteliğinde olduğu söylenemez.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 7 Mart 2024 tarihli, 2023/4147 Esas ve 2024/1593 Karar sayılı dosyasında, ortak konuta giriş ve çocuklarla görüşmeye ilişkin olarak gönderilen ihtarnamenin TMK 164'teki özel ihtar koşullarını taşımadığı belirtilmiştir.

Yargıtay, bu nedenle söz konusu belgenin önceki kusurlu davranışların affedildiği şeklinde yorumlanmasını doğru bulmamıştır.

Bu içtihat, özellikle terke dayalı boşanma ile evlilik birliğinin temelinden sarsılması iddiasının birlikte bulunduğu dosyalarda ihtarın gerçek içeriğinin önemini göstermektedir.

Terk Nedeniyle Boşanma Davasında Hangi Deliller Kullanılır?

Terk davasında ispat konusu yalnızca eşin evden ayrılıp ayrılmadığı değildir. Ayrılığın neden başladığı, ne kadar sürdüğü, ihtarın geçerliliği ve ihtara rağmen neden dönülmediği de incelenir.

Somut olayın niteliğine göre başlıca deliller şunlar olabilir:

  • Nüfus ve yerleşim yeri kayıtları,
  • Hâkim veya noter aracılığıyla düzenlenen ihtar belgeleri,
  • İhtarın tebliğine ilişkin resmi kayıtlar,
  • Yol gideri gönderimine ilişkin ödeme belgeleri,
  • Ortak konutun kira sözleşmesi ve konutla ilgili belgeler,
  • Anahtar teslimi ve konuta erişime ilişkin kayıtlar,
  • Doğrudan bilgi sahibi tanıkların anlatımları,
  • Hukuka uygun elde edilmiş mesajlar ve yazışmalar,
  • Sağlık raporları ve koruma tedbiri kararları,
  • Önceden açılmış boşanma ve nafaka davalarının dosyaları,
  • Diğer hukuka uygun belge ve kayıtlar.

Tanıklar Terk Davasında Yeterli Olur mu?

Tanık anlatımları, özellikle ayrılığın başlangıcı, ortak konuttaki yaşam koşulları ve eşlerin davranışları hakkında önem taşıyabilir.

Ancak kanunun aradığı ihtarın yapıldığını veya usulüne uygun tebliğ edildiğini yalnızca tanık anlatımlarıyla kanıtlamaya çalışmak yeterli olmayabilir. Bu işlemlere ilişkin resmi belgelerin sunulması önemlidir.

Eve Dönmeme Sebebi Nasıl İspatlanır?

İhtara uymayan eşin ileri sürdüğü şiddet, konuta alınmama, sağlık sorunu veya başka bir haklı neden somut delillerle ortaya konulabilir.

Yargıtay uygulamasında yalnızca ilk ayrılığın nedenine değil, geçerli ihtardan sonra ortak konuta dönmemenin haklı olup olmadığına da özel önem verilmektedir.

Terk Nedeniyle Boşanma Davası Hangi Mahkemede Açılır?

Terk nedeniyle boşanma davalarında görevli mahkeme aile mahkemesidir. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde bu sıfatla görev yapan asliye hukuk mahkemesi davaya bakabilir.

Türk Medeni Kanunu'nun 168. maddesi gereğince yetkili mahkeme:

  • Eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesi veya
  • Davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.

Noter veya hâkim ihtarına ilişkin işlemler ile boşanma davasının açılması ayrı aşamalardır. İhtarın yapılmış olması, boşanma davasının kendiliğinden açıldığı anlamına gelmez.

Terk Nedeniyle Boşanma Davası Nasıl Açılır?

TMK 164'teki şartlar tamamlandıktan sonra boşanma talebi, görevli ve yetkili mahkemeye verilecek dava dilekçesiyle ileri sürülür.

Dilekçede özellikle şu hususların açıkça gösterilmesi gerekir:

  1. Tarafların evlilik ve kimlik bilgileri,
  2. Ortak konutun adresi,
  3. Terk davranışının ne zaman başladığı,
  4. Haksız terk iddiasının dayandığı olaylar,
  5. İhtarın hangi makam aracılığıyla yapıldığı,
  6. İhtarın tebliğ tarihi,
  7. İki aylık dönüş süresinin tamamlandığı,
  8. Ortak hayatın yeniden kurulmadığına ilişkin vakıalar,
  9. Varsa çocuklar, nafaka, tazminat ve diğer talepler,
  10. Her bir iddiayı destekleyen deliller.

İhtarın hukuken sonuç doğurup doğurmadığı, ayrılık süresinin şartları ve haklı neden iddiaları dava sırasında incelenir.

Terk Nedeniyle Boşanmada Nafaka ve Tazminat

Terk nedeniyle boşanma kararı verilmesi, tarafların tüm mali haklarının kendiliğinden belirlendiği anlamına gelmez.

Nafaka ve tazminat taleplerinde ilgili kanun hükümlerinin ayrıca uygulanması gerekir.

Tedbir Nafakası

Türk Medeni Kanunu'nun 169. maddesi gereğince hâkim, boşanma davası devam ederken eşlerin geçimi ve çocukların bakımına ilişkin gerekli geçici önlemleri alabilir.

Tedbir nafakasının koşulları, boşanma sonucunda hükmedilebilecek diğer nafaka türleriyle aynı değildir.

Yoksulluk Nafakası

Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesine göre boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek eş, kusuru daha ağır olmamak şartıyla diğer eşten mali gücü oranında yoksulluk nafakası isteyebilir.

Terke dayalı dava açılmış olması tek başına nafakanın kabulünü veya reddini belirlemez. Tarafların kusuru, ekonomik durumları ve talebin kanuni koşulları önem taşır.

Maddi ve Manevi Tazminat

Türk Medeni Kanunu'nun 174. maddesi kapsamında maddi ve manevi tazminat talep edilebilir. Ancak bu talepler, kendi kanuni şartları bakımından incelenir.

Geçerli terk sebebinin bulunması, her davada otomatik olarak tazminat ödeneceği anlamına gelmez.

Nafaka hakkında daha ayrıntılı bilgi için Nafaka Davaları sayfası incelenebilir.

Terk Nedeniyle Boşanmada Çocukların Velayeti

Terk nedeniyle boşanma davasında çocukların velayeti, anne veya babanın ortak konutu bırakmış olmasına göre otomatik olarak belirlenmez.

Mahkeme, Türk Medeni Kanunu'nun 182. maddesi kapsamında çocuğun üstün yararını esas alır.

Çocuğun yaşı, bakım koşulları, eğitim düzeni, sağlık ihtiyaçları, güvenliği ve anne babanın çocuğa karşı sorumluluklarını yerine getirme durumu önem taşır.

Velayeti kendisine bırakılmayan ebeveynin çocukla kişisel ilişkisinin düzenlenmesi ve çocuğun giderlerine mali gücü oranında katılması da gündeme gelebilir.

İlgili konular Velayet Davaları sayfasında açıklanmaktadır.

Terk Nedeniyle Boşanmada Mal Paylaşımı

Terk nedeniyle boşanma kararı verilmesi, eşlerden birinin evlilik boyunca edinilmiş bütün mallar üzerindeki haklarını kendiliğinden kaybetmesi sonucunu doğurmaz.

Mal rejiminin sona ermesi ve tasfiyesi, eşler arasında uygulanan mal rejimine ve Türk Medeni Kanunu'nun ilgili hükümlerine göre belirlenir.

Edinilmiş mallara katılma rejiminde, edinilmiş mallar, kişisel mallar, artık değer ve varsa diğer alacak kalemleri birbirinden ayrılır.

Bu nedenle terke dayalı boşanmada kusur iddiasıyla mal paylaşımı kuralları aynı hukuki konu olarak görülmemelidir.

Yargıtay Kararlarıyla Terk Nedeniyle Boşanma

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2013/25833 E., 2014/25 K.

Bu kararda, terk ihtarının hukuki sonuç doğurabilmesi için ihtar öncesindeki dört aylık dönemde eşin haklı bir neden olmaksızın ayrı yaşamış olması gerektiği açıklanmıştır.

Karar, devam eden boşanma davası gibi ayrı yaşamayı haklı kılan olayların terk süresinin oluşumuna etkisi bakımından önem taşımaktadır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2014/14197 E., 2014/24586 K.

3 Aralık 2014 tarihli kararda, noter aracılığıyla yapılan ihtarın ardından ortak konuta dönmeyen eşin durumu incelenmiştir.

Yargıtay, yalnızca başlangıçta ayrı yaşamanın nedenine değil, ihtara rağmen ortak konuta dönmemenin haklı bir nedene dayanıp dayanmadığına da dikkat çekmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2023/4147 E., 2024/1593 K.

7 Mart 2024 tarihli kararda, noter aracılığıyla gönderilen ancak TMK 164 kapsamındaki eve dönüş ihtarının koşullarını taşımayan bir belgenin hukuki niteliği ele alınmıştır.

Yargıtay, söz konusu belgenin geçerli terk ihtarı sayılamayacağını ve eşin geçmişteki kusurlu davranışlarının bu belge sebebiyle otomatik olarak affedilmiş kabul edilemeyeceğini belirtmiştir.

Bu kararlar, terk nedeniyle boşanma davalarında yalnızca ayrılık süresinin değil, ihtarın içeriğinin, samimiyetinin ve ortak konuta dönmemenin nedenlerinin de belirleyici olduğunu göstermektedir.

Terk Nedeniyle Boşanma Davası Hakkında Sık Sorulan Sorular

1. Terk nedeniyle boşanma davası nedir?

Eşlerden birinin evlilik yükümlülüklerinden kaçınma amacıyla ortak konutu terk etmesi veya haklı bir neden olmadan dönmemesi üzerine, TMK 164'teki süre ve ihtar şartları tamamlanarak açılan boşanma davasıdır.

2. Eşim evi terk etti, hemen boşanma davası açabilir miyim?

Yalnızca TMK 164'e dayanılarak hemen dava açılamaz. Kanunun öngördüğü altı aylık terk süresi ve usulüne uygun ihtar şartlarının gerçekleşmesi gerekir. Ancak koşulları bulunan diğer boşanma sebepleri farklıdır.

3. Terk nedeniyle boşanma davası için kaç ay beklenir?

En az altı aylık ayrılık aranır. Dördüncü ay tamamlanmadan ihtar istenemez ve geçerli ihtardan sonra iki aylık süre geçmeden dava açılamaz.

4. Eve dön ihtarı noter aracılığıyla yapılabilir mi?

Evet. Türk Medeni Kanunu'nun 164. maddesi, hâkim veya noter aracılığıyla ihtar yapılmasına izin vermektedir.

5. WhatsApp mesajıyla eve çağırmak yeterli midir?

Hayır. Mesaj, tarafların iletişimi bakımından delil olabilir; ancak TMK 164 kapsamında zorunlu olan hâkim veya noter ihtarının yerine geçmez.

6. İhtar gönderilmeden terk nedeniyle boşanma olur mu?

TMK 164'e dayalı boşanma için usulüne uygun ihtar zorunludur. İhtar bulunmuyorsa diğer boşanma sebeplerinin koşulları ayrıca ele alınabilir.

7. İhtara rağmen dönmeyen eş her durumda kusurlu mudur?

Hayır. Eşin eve dönmemekte haklı bir sebebi bulunabilir. Güvenlik riski, konutun uygun olmaması veya eve alınmama gibi durumlar önem taşıyabilir.

8. Şiddet nedeniyle evi terk etmek boşanma sebebi olur mu?

Şiddetten korunmak amacıyla ayrı yaşama, TMK 197 kapsamında haklı bir sebebe dayanabilir. Şiddet mağdurunun ortak konuta dönmemesi her durumda haksız terk sayılamaz.

9. Eşini evden kovan kişi terk nedeniyle dava açabilir mi?

Diğer eşi ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı sebep olmadan dönmesini engelleyen eş, TMK 164 kapsamında terk etmiş sayılır. Bu nedenle kendi engelleyici davranışına dayanarak diğer eşin haksız terk ettiğini ileri süremez.

10. Terk ihtarında yol parasının önemi nedir?

Ortak konuta dönüş için gerekli yol giderlerinin uygun biçimde karşılanması, dönüşün gerçekten mümkün olması ve ihtarın geçerliliği bakımından önemlidir.

11. İhtar gönderildikten sonra iki ay dolmadan dava açılabilir mi?

Hayır. Kanuni iki aylık sürenin tamamlanması gerekir. İhtarın tebliğ tarihi özellikle kontrol edilmelidir.

12. Altı ay ayrı yaşayan eşler otomatik boşanır mı?

Hayır. Altı aylık ayrı yaşama evliliği kendiliğinden sona erdirmez. Kanuni koşullara göre dava açılması ve mahkeme kararı gerekir.

13. Eşi ailesiyle yaşamaya zorlamak hukuken uygun mudur?

Eşler ortak konutu birlikte seçer. Aile büyükleriyle yaşama konusundaki uyuşmazlıklar, konutun bağımsızlığı, tarafların iradesi ve somut koşullar dikkate alınarak ele alınır.

14. Terk nedeniyle boşanmada nafaka alınabilir mi?

Koşulları varsa tedbir, iştirak veya yoksulluk nafakası gündeme gelebilir. Her nafaka türünün farklı kanuni şartları bulunmaktadır.

15. Terk eden eş çocuğun velayetini kaybeder mi?

Hayır. Velayet konusunda çocuğun üstün yararı esas alınır. Ortak konuttan ayrılma olayı tek başına velayetin kaybedileceği anlamına gelmez.

16. Terk nedeniyle boşanmada mallar kime kalır?

Mal paylaşımı, eşlerin tabi olduğu mal rejimine göre yapılır. Terk nedeniyle boşanma, malların otomatik olarak diğer eşe geçmesini sağlamaz.

17. Önceden boşanma davası açılmışsa terk süresi işler mi?

Devam eden boşanma davası ayrı yaşamanın haklılığına etki edebilir. Dava tarihleri, kararın kesinleşmesi ve ihtardan önceki dönem birlikte incelenmelidir.

18. Terk nedeniyle boşanma davası hangi mahkemede açılır?

Kural olarak aile mahkemesinde açılır. Yetkili mahkeme, Türk Medeni Kanunu'nun 168. maddesindeki yerleşim yeri ve son ortak yaşam yeri kurallarına göre belirlenir.

Sonuç: Terk Nedeniyle Boşanmada Geçerli İhtar ve Haklı Sebep Belirleyicidir

Terk nedeniyle boşanma davası, yalnızca eşlerden birinin evden ayrılması üzerine açılan basit bir dava değildir. Türk Medeni Kanunu'nun 164. maddesi, bu boşanma sebebini altı aylık ayrılık, dört aylık bekleme süresi, geçerli ihtar ve iki aylık dönüş süresi gibi özel koşullara bağlamıştır.

Ayrıca eve dönmesi istenen kişinin gerçekten ortak konuta dönebilecek durumda olması ve dönmemenin haklı bir sebebe dayanmaması gerekir.

Bu nedenle ayrılığın başlangıç tarihi, ortak konutun koşulları, ihtarın içeriği, tebligat belgeleri ve tarafların davranışları birlikte incelenmelidir.

Terk nedeniyle boşanma hakkında doğru hukuki yolun belirlenmesi, özellikle süre ve ihtar hatalarının önlenmesi açısından önem taşır. Boşanma, nafaka, velayet ve diğer aile hukuku konuları için Aile Hukuku

Ara WA WhatsApp