📍 Molla Gürani Mah.Turgut Özal Millet Caddesi.No 90 K6 D:112 Fildişi İş Merkezi Fatih/İSTANBUL ✉️ Hukuk@aliercankalay.com ☎️ 0507 772 72 32
⚖️
Çalışma Alanı

Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme Nedeniyle Boşanma

Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme nedeniyle boşanma, Türk Medeni Kanunu'nun 163. maddesinde düzenlenen özel boşanma sebebidir. Küçük düşürücü suçun niteliği, ceza mahkûmiyetinin etkisi, süreklilik gösteren yaşam biçimi, eşler arasında birlikte yaşamın beklenemez hâle gelmesi, deliller, dava süresi, nafaka, tazminat ve velayet konuları Yargıtay kararları ışığında açıklanmaktadır.

Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme Nedeniyle Boşanma Nedir?

Evlilik birliği, eşlerin birlikte yaşamalarını, karşılıklı güveni korumalarını ve aile sorumluluklarını yerine getirmelerini gerektirir. Bununla birlikte eşlerden birinin işlediği bir suç veya süreklilik gösteren bazı davranışları, diğer eş açısından ortak yaşamın sürdürülmesini beklenemeyecek duruma getirebilir.

Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme nedeniyle boşanma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 163. maddesinde düzenlenen özel boşanma sebebidir. Kanun, küçük düşürücü bir suç işlenmesini ve haysiyetsiz bir hayat sürülmesini iki ayrı hukuki neden olarak kabul etmektedir.

Ancak her suç, her olumsuz alışkanlık veya eşler arasındaki her güven sorunu bu madde kapsamında boşanma sebebi oluşturmaz. Davada öncelikle ileri sürülen davranışın kanunun aradığı niteliğe sahip olup olmadığı belirlenir. Ardından bu nedenle diğer eşten birlikte yaşamaya devam etmesinin beklenip beklenemeyeceği incelenir.

Bu davanın özelliği, Türk Medeni Kanunu'nun 161 ve 162. maddelerinde bulunan özel hak düşürücü sürelerden farklı olarak 163. maddede belirli bir dava açma süresinin öngörülmemesidir.

Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme sebebi, Boşanma Davaları içinde özel kurallara tabi bir alan oluşturur.

Türk Medeni Kanunu'nun 163. Maddesi ve Boşanma Şartları

Türk Medeni Kanunu'nun 163. maddesi uyarınca eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işler veya haysiyetsiz bir hayat sürerse ve bu sebeplerden dolayı onunla birlikte yaşaması diğer eşten beklenemezse, diğer eş boşanma davası açabilir.

Madde metninden üç temel unsur ortaya çıkmaktadır:

  • Küçük düşürücü suç: Eşlerden birinin kanunun ve Yargıtay uygulamasının bu kapsamda kabul ettiği nitelikte bir suç işlemesi.
  • Haysiyetsiz hayat sürme: Tekil bir davranıştan farklı olarak belirli bir yaşam biçiminin benimsenmesi ve bunun süreklilik göstermesi.
  • Birlikte yaşamanın beklenememesi: İleri sürülen olay nedeniyle diğer eşin ortak hayatı sürdürmesinin kendisinden beklenemeyecek duruma gelmesi.

Küçük düşürücü suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme sebeplerinin birlikte gerçekleşmesi zorunlu değildir. Kanuni koşulları taşıyan sebeplerden birine dayanılarak dava açılması mümkündür.

Ancak her iki durumda da ileri sürülen olay ile ortak hayatın sürdürülememesi arasında hukuken anlamlı bir bağlantı bulunmalıdır.

Küçük Düşürücü Suç İşleme Nedeniyle Boşanma

Türk Medeni Kanunu'nun 163. maddesinde geçen küçük düşürücü suç kavramı, cezanın az veya çok olmasıyla doğrudan aynı anlama gelmez.

Buradaki küçük düşürücü ifadesi, suçun eşin toplum içindeki konumu, aile ilişkileri ve ortak yaşam bakımından taşıdığı niteliği anlatır. Bir suçun bu kapsama girip girmediği yalnızca kanunda öngörülen hapis cezasının süresine göre belirlenmez.

Yargıtay içtihatlarında, suçun niteliği ve işleniş biçimi yanında bu suç nedeniyle diğer eşten birlikte yaşamasının beklenip beklenemeyeceği de önem taşımaktadır.

Hangi Suçlar TMK 163 Kapsamında Olabilir?

Somut olayın özelliklerine göre aşağıdaki suçlar küçük düşürücü suç iddiasının dayanağı olarak gündeme gelebilir:

  • Hırsızlık,
  • Dolandırıcılık,
  • Resmî veya özel belgede sahtecilik,
  • Uyuşturucu madde ticaretiyle ilgili suçlar,
  • Yaşama veya beden bütünlüğüne yönelik bazı ağır suçlar,
  • Suçun niteliği ve işleniş biçimi bakımından ortak yaşamı beklenemez hâle getirebilecek diğer fiiller.

Bu örnekler, sayılan her suçun her olayda otomatik olarak TMK 163 kapsamında boşanma sebebi sayılacağı anlamına gelmez.

Örneğin dolandırıcılık iddiasının bulunması ile bu suçun işlendiğinin hukuken ortaya konulması farklıdır. Ayrıca suçun evlilik sırasında işlenip işlenmediği ve ortak hayat üzerindeki etkisi önemlidir.

Her Adli Sicil Kaydı Boşanma Sebebi midir?

Hayır. Eşlerden birinin adli sicil kaydının bulunması, tek başına Türk Medeni Kanunu'nun 163. maddesi kapsamında boşanma kararı verilmesini sağlamaz.

Adli sicil kaydında yer alan eylemin niteliği, tarihi, ilgili ceza dosyasının durumu ve diğer eşin ortak hayatı sürdürmesinin neden beklenemediği incelenmelidir.

Özellikle suçun evlenmeden önce işlenmiş olması veya farklı bir hukuki ilişkiyle ilgili bulunması, davanın sonucunu etkileyebilir.

Hapis Cezası Alan Eşten Boşanmak Mümkün müdür?

Hapis cezası alan bir eşe karşı, kanuni koşulları varsa boşanma davası açılabilir. Ancak eşin cezaevinde bulunması, tek başına küçük düşürücü suçun gerçekleştiği anlamına gelmez.

Mahkûmiyetin dayandığı suç, fiilin işlendiği tarih, ceza kararının kesinleşme durumu ve bu olay nedeniyle birlikte yaşamanın beklenemeyecek hâle gelmesi ayrı ayrı incelenir.

Uzun süre cezaevinde bulunma nedeniyle evlilik birliğinin zarar gördüğü iddiası da olayın niteliğine göre başka boşanma sebepleriyle bağlantılı olabilir.

Suçun Evlilik Sırasında İşlenmiş Olması Neden Önemlidir?

Yargıtay uygulamasında küçük düşürücü suç işleme sebebine dayalı boşanmada, suçun evlilik birliği kurulduktan sonra işlenmiş olması önem taşır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 23 Şubat 2016 tarihli, 2015/13025 Esas ve 2016/3369 Karar sayılı kararında, eşin evlenmeden önce işlemiş olduğu suça dayanılarak TMK 163 kapsamında boşanma kararı verilmesi doğru bulunmamıştır.

Kararda, suçun evlilikten önce gerçekleşmiş olması nedeniyle, işlenen suçtan dolayı diğer eş için birlikte yaşamanın beklenemez hâle geldiği koşulunun oluşmadığı açıklanmıştır.

Eşin Evlenmeden Önceki Suçunu Sonradan Öğrenmek

Bir kişinin evlenmeden önce işlediği suçun sonradan öğrenilmesi, her durumda TMK 163 kapsamında dava açılabileceği anlamına gelmez.

Bununla birlikte evlenme kararını etkileyen ağır bir aldatma bulunması hâlinde Türk Medeni Kanunu'nun evliliğin iptaline ilişkin hükümleri ayrı olarak gündeme gelebilir.

Özellikle Türk Medeni Kanunu'nun 150. maddesinde düzenlenen aldatma şartlarının bulunup bulunmadığı ve 152. maddesindeki süreler, evliliğin iptali bakımından ayrıca incelenmelidir.

Dolayısıyla evlilikten önce işlenen suç, evlenme iradesinin aldatmayla sakatlanması ve evlilik sırasında işlenen suç aynı hukuki sorun değildir.

Ceza Mahkemesinde Mahkûmiyet Olmadan Boşanma Davası Açılabilir mi?

Suç işleme sebebiyle boşanma davalarında ceza yargılamasının durumu önemli bir konudur. Ancak ceza soruşturması, ceza davası ve kesinleşmiş mahkûmiyet birbirinden farklı hukuki aşamalardır.

Bir kişinin şüpheli veya sanık olması, suçun kesin biçimde işlendiği anlamına gelmez. Masumiyet karinesi ve ispat kuralları gözetilmelidir.

Yargıtay'ın bazı kararlarında küçük düşürücü suç nedeniyle kesinleşmiş mahkûmiyetin bulunmaması, TMK 163'e dayalı talebin kabulüne engel görülmüştür. Diğer bazı kararlarında ise ikrar, ceza dosyasındaki maddi olgular ve güçlü delillerin birlikte ele alındığı görülmektedir.

Bu nedenle ceza mahkemesi kararı kesinleşmeden her durumda boşanma kararı verileceği veya hiçbir durumda verilemeyeceği şeklinde kesin bir sonuca gidilmemelidir.

Ceza Davası Devam Ediyorsa Ne Olur?

Hakkında suç isnadı bulunan eşe ilişkin ceza davası devam ediyorsa, aile mahkemesi ceza dosyasındaki belgelerin getirtilmesini isteyebilir.

Ceza mahkemesinin maddi olaya ilişkin tespitleri boşanma davasının sonucunu etkileyebileceğinden, somut olayda ceza yargılamasının sonucunun beklenmesi gerekebilir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 19 Şubat 2020 tarihli, 2020/560 Esas ve 2020/1268 Karar sayılı kararında, kesinleşmemiş mahkûmiyet hükmü bulunan bir dosyada ceza davasının sonucu beklenmeden TMK 163 kapsamında boşanmaya karar verilmesi eksik inceleme olarak kabul edilmiştir.

Suçlama Bulunması Tek Başına Yeterli midir?

Hayır. Eşe yöneltilmiş bir suçlama, soruşturmanın başlaması veya medyada çıkan haberler, suçun işlendiğinin kendiliğinden ispatı değildir.

Mahkeme suçun gerçekleşip gerçekleşmediğini, mevcut ceza dosyasının durumunu ve diğer hukuka uygun delilleri inceler.

Beraat Kararı Verilmişse Ne Olur?

Ceza mahkemesinin beraat kararı vermesi, beraatin hangi gerekçeye dayandığına göre farklı hukuki sonuçlar doğurabilir.

Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesinde hukuk hâkiminin ceza yargılamasının bazı sonuçlarıyla bağlı olmamasına ilişkin düzenleme bulunmaktadır. Bununla birlikte ceza kararında tespit edilen maddi olaylar ve bunların hukuk yargılamasına etkisi ayrıca önem taşır.

Bu nedenle beraat kararının bulunması hâlinde ceza dosyasının gerekçesi incelenmeden TMK 163 yönünden kesin sonuç söylenmemelidir.

Haysiyetsiz Hayat Sürme Nedeniyle Boşanma Nedir?

Türk Medeni Kanunu'nun 163. maddesinde kullanılan haysiyetsiz hayat sürme ifadesi, kanunda yer alan teknik bir hukuk terimidir. Bu kavram, bir kişinin sosyal çevresi, mesleği, kıyafeti, kişisel tercihleri veya farklı yaşam biçimi hakkında öznel ahlaki yargılar ileri sürmek için kullanılmamalıdır.

Bu sebebe dayalı boşanmada asıl mesele, somut davranışların kanunun ve Yargıtay içtihatlarının aradığı nitelikte bir yaşam biçimine dönüşüp dönüşmediği ve bu nedenle diğer eşten birlikte yaşamasının beklenip beklenemeyeceğidir.

Yargıtay kararlarında özellikle devamlılık ve belirli davranışların bir yaşam tarzı olarak benimsenmiş olması üzerinde durulmaktadır.

Tek Bir Davranış Yeterli midir?

Haysiyetsiz hayat sürme sebebi, yalnızca tek bir olayın gerçekleşmiş olmasından farklıdır.

Yargıtay'ın bu konudaki içtihatlarında süreklilik gösteren bir yaşam biçiminin bulunması aranmıştır. Tekil bir davranış ağır bir evlilik sorunu oluşturabilir; ancak bu durum onun otomatik olarak TMK 163 kapsamına girdiğini göstermez.

Örneğin güven sarsıcı bir ilişkinin varlığı, başka bir boşanma sebebine dayanak olabilirken, haysiyetsiz hayat sürmenin kanuni unsurlarını her zaman karşılamayabilir.

Süreklilik Nasıl Ortaya Konulur?

Davranışın ne kadar süredir devam ettiği, tekrarlanıp tekrarlanmadığı, kişinin yaşam düzenine etkisi ve ortak hayat bakımından doğurduğu sonuçlar önemlidir.

Bir yaşam biçiminin süreklilik taşıdığı iddiası yalnızca söylentilerle değil, somut ve hukuka uygun delillerle ortaya konulmalıdır.

Aldatma Haysiyetsiz Hayat Sürme Sayılır mı?

Eşlerden birinin başka biriyle ilişki yaşaması, sadakat yükümlülüğünün ihlali veya koşulları varsa zina nedeniyle boşanma bakımından önem taşıyabilir. Ancak bu davranışlar otomatik olarak haysiyetsiz hayat sürme anlamına gelmez.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 22 Mayıs 2024 tarihli, 2023/9150 Esas ve 2024/3738 Karar sayılı kararında, eşin başka biriyle ilişkisi ve güven sarsıcı davranışları kanıtlanmış olmasına rağmen, bu davranışların haysiyetsiz hayat sürme sebebini oluşturduğu kabul edilmemiştir.

Yargıtay, bu özel sebep bakımından ilişkinin yaşam tarzı olarak benimsenmesi ve devamlılık göstermesi gerektiğini vurgulamıştır.

Bu nedenle:

  • Güven sarsıcı davranışlar, TMK 166 kapsamında boşanma sebebi olabilir.
  • Evlenme devam ederken cinsel ilişkinin kanuni şartlarıyla ispatlanması, TMK 161 kapsamındaki zina sebebini gündeme getirebilir.
  • Haysiyetsiz hayat sürme ise ayrıca TMK 163'ün aradığı süreklilik ve birlikte yaşamanın beklenememesi koşullarına bağlıdır.

Kumar Oynamak, Alkol Kullanmak veya Sürekli Borçlanmak Boşanma Sebebi midir?

Bu davranışlar evlilik birliğinde ciddi sorunlara neden olabilir. Ancak her kumar oynama, alkol kullanımı veya borçlanma olayı otomatik olarak haysiyetsiz hayat sürme sebebi oluşturmaz.

Sürekli Borçlanmak

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 20 Ekim 2025 tarihli, 2025/2470 Esas ve 2025/8940 Karar sayılı kararında, sürekli başkalarına borçlanmanın haysiyetsiz hayat sürme olarak kabul edilemeyeceği belirtilmiştir.

Bununla birlikte eşin aile bütçesini bilinçli biçimde tehlikeye sokması, gizli borçlanması, ekonomik baskı uygulaması veya aile sorumluluklarını ihmal etmesi, koşullarına göre evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebini oluşturabilir.

Kumar Nedeniyle Aile Düzeninin Zarar Görmesi

Kumar alışkanlığının aile gelirini tüketmesi, ağır borçlanmaya yol açması veya eşin ve çocukların temel ihtiyaçlarının ihmal edilmesine neden olması evlilik hukuku bakımından önem taşıyabilir.

Ancak bu durumun hangi boşanma sebebi kapsamında ele alınacağı, davranışın niteliği ve ispatlanan olaylara bağlıdır. Yalnızca kumar oynandığının ileri sürülmesi, TMK 163'ün koşullarının gerçekleştiğini göstermez.

Alkol veya Madde Kullanımı

Alkol veya madde kullanımıyla ilgili uyuşmazlıklarda kişinin sağlık durumu, davranışlarının aile üzerindeki somut etkisi, şiddet veya ihmal bulunup bulunmadığı ve yargı uygulaması önemlidir.

Madde kullanımına ilişkin bir sağlık sorunu veya tedavi geçmişi, kişiyi kendiliğinden hukuken haysiyetsiz olarak nitelendirmeye dayanak oluşturmaz.

Bazı Yargıtay dosyalarında uyuşturucu madde kullanımının yaşam biçimine dönüşmesi ve ortak hayatın sürdürülemez hâle gelmesi birden fazla delille birlikte incelenmiştir. Ancak bu kararlar, her bağımlılık veya kullanım durumunda otomatik boşanma kararı verileceği anlamına gelmez.

Birlikte Yaşamanın Beklenememesi Şartı

TMK 163 bakımından yalnızca küçük düşürücü suç işlendiğinin veya süreklilik gösteren bir davranışın ileri sürülmesi yeterli değildir. Kanun, ayrıca diğer eşten birlikte yaşamasının beklenemeyecek olmasını arar.

Bu şartın incelenmesinde şu konular önem taşıyabilir:

  • Suçun veya davranışın niteliği,
  • Olayın evlilik birliğinde yarattığı sonuçlar,
  • Taraflar arasındaki güven ilişkisinin durumu,
  • Davranışın devam edip etmediği,
  • Aile düzeni üzerindeki somut etkiler,
  • İddiaların hangi delillerle ispatlandığı.

Örneğin eşin işlediği bir suç, aile ilişkileri üzerinde ağır sonuçlar doğurmuş olabilir. Bununla birlikte her suçun aynı sonuca yol açtığı kabul edilmez.

Eşler Birlikte Yaşamaya Devam Ediyorsa

Tarafların olaydan sonra birlikte yaşamaya devam etmeleri, birlikte yaşamanın gerçekten beklenemez olup olmadığı bakımından incelenebilir.

Ancak ekonomik nedenlerle, çocukların ihtiyaçları sebebiyle veya başka zorunluluklarla aynı konutta kalmak, her durumda ilgili olayın affedildiği veya etkisinin ortadan kalktığı anlamına gelmez.

Mahkeme, ortak yaşamın gerçekten yeniden kurulup kurulmadığını ve tarafların davranışlarını somut koşullara göre ele alır.

TMK 163 Kapsamında Boşanma Davası Açma Süresi Var mı?

Türk Medeni Kanunu'nun 163. maddesinde belirli bir hak düşürücü süre öngörülmemiştir. Kanun, şartları gerçekleşen eşin her zaman boşanma davası açabileceğini düzenlemektedir.

Bu nedenle zina nedeniyle boşanmada uygulanan altı aylık ve beş yıllık süreler ile hayata kast veya ağır onur kırıcı davranış nedeniyle boşanmada uygulanan süreler, TMK 163'e aynen uygulanmaz.

Olayın Üzerinden Yıllar Geçmişse Dava Açılabilir mi?

Kanunda özel bir hak düşürücü süre bulunmadığından olayın üzerinden zaman geçmiş olması tek başına TMK 163 kapsamında dava açılmasına engel değildir.

Ancak zamanın geçmesi, tarafların sonradan bir araya gelmesi, olayın bağışlanmış olması veya birlikte yaşamanın beklenememesi koşulunun ortadan kalkması gibi hususlar davanın sonucunu etkileyebilir.

Bu nedenle her zaman dava açılabilmesi, davanın her koşulda kabul edileceği anlamına gelmez.

Affetme Dava Hakkını Etkiler mi?

TMK 163'te, 161 ve 162. maddelerdeki gibi açık bir affetme hükmü bulunmamaktadır.

Buna karşılık ilgili olayın eş tarafından bilinip kabul edilmesi, sonradan ortak hayatın yeniden kurulması ve tarafların davranışları, kanundaki birlikte yaşamanın beklenememesi şartı bakımından önem taşıyabilir.

Dolayısıyla affetme konusu, her olayda dava hakkını otomatik olarak düşüren bir süre kuralı gibi değil, somut olayın özellikleri içinde incelenmelidir.

TMK 163 ile Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması Arasındaki Fark

Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, Türk Medeni Kanunu'nun 163. maddesinde özel boşanma sebebi olarak düzenlenmiştir. Evlilik birliğinin temelinden sarsılması ise 166. maddede yer alan genel boşanma sebebidir.

Bu iki düzenleme aynı davranışların farklı hukuki sonuçlar doğurabilmesi bakımından önem taşır.

Örneğin sürekli borçlanma TMK 163 kapsamına girmeyebilir; ancak bu borçlanmanın aile ekonomisine verdiği zarar, gizleme, ekonomik baskı veya başka kusurlu davranışlarla birlikte TMK 166 kapsamında önem kazanabilir.

Aynı şekilde bir üçüncü kişiyle yaşanan güven sarsıcı ilişki, TMK 163 anlamında sürekli yaşam biçimi oluşturmamış olsa bile genel boşanma sebebi olarak ileri sürülebilir.

Özel ve Genel Boşanma Sebepleri Birlikte İstenebilir mi?

Evet. Usul hukukunun şartlarına uygun olmak kaydıyla TMK 163'e, bu kabul edilmezse TMK 166/1'e dayanılarak terditli boşanma talebinde bulunulabilir.

Bu durumda mahkeme öncelikle özel boşanma sebebinin koşullarını inceler. Özel sebep oluşmamışsa usulüne uygun ileri sürülen genel boşanma talebi hakkında ayrıca karar verilmesi gerekebilir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 21 Kasım 2017 tarihli, 2016/5302 Esas ve 2017/13173 Karar sayılı kararında, yalnızca TMK 163'e dayanılarak açılan dava hakkında TMK 166/1'e göre hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.

Bu nedenle dilekçenin talep sonucu ve ileri sürülen hukuki sebeplerin açık olması önemlidir.

Suç İşleme Nedeniyle Boşanma Davasında Hangi Deliller Kullanılır?

Bu davalarda deliller, dayanılan özel boşanma sebebine göre değişir. Küçük düşürücü suç iddiasıyla açılan dava ile süreklilik gösteren yaşam biçimine dayanan davada aynı ispat konuları bulunmaz.

Somut olaya göre kullanılabilecek deliller arasında şunlar yer alabilir:

  • Ceza mahkemesinin gerekçeli ve kesinleşmiş kararları,
  • Soruşturma ve kovuşturma dosyalarındaki ilgili belgeler,
  • Adli sicil kayıtları,
  • Olayları doğrudan bilen tanıkların anlatımları,
  • Hukuka uygun elde edilmiş fotoğraf ve görüntüler,
  • İlgili banka ve mali belgeler,
  • Hukuka uygun dijital yazışmalar,
  • Olayların tekrarını veya sürekliliğini gösteren belgeler,
  • Önceden verilmiş mahkeme kararları,
  • Ortak hayatın nasıl etkilendiğini gösteren diğer hukuka uygun deliller.

Adli Sicil Kaydı Tek Başına Yeterli midir?

Adli sicil kaydı, ilgili ceza yargılamasının varlığı veya sonucu hakkında bilgi sağlayabilir. Ancak suçun niteliğini, hangi tarihte işlendiğini ve diğer eşin neden birlikte yaşamak zorunda bırakılamayacağını tek başına açıklamayabilir.

Bu nedenle ilgili ceza dosyasının ve karar gerekçesinin incelenmesi gerekebilir.

Tanık Anlatımları Ne Kadar Önemlidir?

Haysiyetsiz hayat sürme iddiasında davranışın süreklilik gösterip göstermediği önem taşıdığından, ilgili olayları doğrudan bilen tanıkların anlatımları delil niteliği taşıyabilir.

Ancak yalnızca başkalarından duyulan söylentiler veya kişisel kanaatler, böyle ağır bir iddianın ispatı bakımından yeterli olmayabilir.

Sosyal Medya ve Telefon Kayıtları

Hukuka uygun elde edilen dijital kayıtlar, belirli davranışları ortaya koyabilir. Ancak tek bir fotoğraf, kısa bir yazışma veya görüşme kaydı, kişinin sürekli bir yaşam biçimi benimsediğini her zaman göstermez.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 189/2. maddesi gereğince hukuka aykırı elde edilen deliller mahkemede bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz.

Bu nedenle özel hesaplara izinsiz giriş yapmak, casus yazılımla takip etmek veya özel haberleşmeyi hukuka aykırı olarak ele geçirmek delil toplamanın meşru yöntemi değildir.

Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Nedeniyle Boşanma Davası Nasıl Açılır?

Dava, görevli ve yetkili aile mahkemesine dilekçe sunularak açılır.

Dilekçede yalnızca eşin suç işlediği veya haysiyetsiz hayat sürdüğünün ileri sürülmesi yeterli değildir. Bu iddialara temel oluşturan olayların ve bunların ortak hayat üzerindeki etkilerinin somut biçimde açıklanması gerekir.

Dava Dilekçesinde Bulunması Gereken Temel Bilgiler

  1. Tarafların kimlik ve adres bilgileri,
  2. Evlilik tarihi ve ilgili evlilik bilgileri,
  3. Dayanılan boşanma sebebi,
  4. İleri sürülen suçun veya davranışın niteliği,
  5. Olayların gerçekleşme tarihleri,
  6. Suç iddiasında ilgili ceza dosyalarının bilgileri,
  7. Haysiyetsiz hayat iddiasında süreklilik gösteren somut olaylar,
  8. Ortak yaşamın neden sürdürülemediğine ilişkin açıklamalar,
  9. Her iddiayla bağlantılı deliller,
  10. Varsa nafaka, tazminat, velayet ve diğer talepler.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 194. maddesi uyarınca tarafların dayandıkları vakıaları somutlaştırmaları gerekir. Belirsiz, tarih ve olay içermeyen iddialar ispat bakımından sorun oluşturabilir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme Hangisidir?

Türk Medeni Kanunu'nun 163. maddesine dayalı boşanma davalarında görevli mahkeme kural olarak aile mahkemesidir. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde bu sıfatla görev yapan asliye hukuk mahkemesi davaya bakabilir.

Türk Medeni Kanunu'nun 168. maddesine göre boşanma davalarında yetkili mahkeme:

  • Eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesi veya
  • Davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.

Ceza davasının başka bir ilde görülmesi, aile hukukundan kaynaklanan boşanma davasının da mutlaka aynı yerde açılmasını gerektirmez.

Bu Boşanma Davasında Nafaka Alınabilir mi?

Suç işleme veya haysiyetsiz hayat sürme nedeniyle boşanma kararı verilmesi, bütün nafaka taleplerinin kendiliğinden kabul edileceği anlamına gelmez.

Nafaka türleri farklı kanuni koşullara tabidir.

Tedbir Nafakası

Türk Medeni Kanunu'nun 169. maddesi uyarınca hâkim, dava devam ederken eşlerin geçimine ve çocukların bakımına ilişkin gerekli geçici önlemleri alabilir.

Bu kapsamda tedbir nafakası gündeme gelebilir.

Yoksulluk Nafakası

Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesine göre boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak şartıyla diğer eşten mali gücü oranında yoksulluk nafakası isteyebilir.

Mahkeme, kusur ve ekonomik koşulları kanuni ölçütler çerçevesinde inceler.

İştirak Nafakası

Çocukların bakım ve eğitim giderlerine katılma yükümlülüğü, anne veya babanın işlediği suç iddiasından farklı bir hukuki temele dayanır.

Velayeti kendisine bırakılmayan ebeveyn, mali gücü oranında çocuğun giderlerine katılmakla yükümlüdür.

Ayrıntılı bilgiler için Nafaka Davaları sayfası incelenebilir.

Maddi ve Manevi Tazminat Şartları

Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme nedeniyle boşanmada, kanuni şartlar gerçekleştiğinde maddi veya manevi tazminat talepleri ileri sürülebilir.

Türk Medeni Kanunu'nun 174/1. maddesi, boşanma yüzünden mevcut veya beklenen menfaatleri zedelenen kusursuz ya da daha az kusurlu eşin maddi tazminat isteyebilmesini düzenler.

Aynı maddenin ikinci fıkrası, boşanmaya neden olan olaylar nedeniyle kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın manevi tazminat talebine ilişkindir.

Ancak TMK 163'e dayanılarak boşanmaya karar verilmesi, otomatik olarak tazminat ödenmesini gerektirmez. Tarafların kusuru, kişilik hakkı ihlali ve diğer kanuni şartlar ayrıca incelenir.

Suç İşleme Nedeniyle Boşanmada Mal Paylaşımı

Türk Medeni Kanunu'nun 163. maddesi uyarınca boşanmaya karar verilmesi, kusurlu eşin bütün mallarını kaybedeceği veya mal paylaşımından otomatik olarak çıkarılacağı anlamına gelmez.

Mal rejiminin tasfiyesi, eşlerin tabi olduğu mal rejimine ve Türk Medeni Kanunu'nun ilgili hükümlerine göre yapılır.

TMK 236/2 Bu Davada Uygulanır mı?

Türk Medeni Kanunu'nun 236. maddesinin ikinci fıkrası, yalnızca zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının azaltılmasına ya da kaldırılmasına olanak tanıyan özel bir düzenlemedir.

Bu nedenle yalnızca TMK 163 kapsamında suç işleme veya haysiyetsiz hayat sürme nedeniyle verilen boşanma kararı, söz konusu özel pay azaltma hükmünün uygulanması için tek başına yeterli değildir.

Mal paylaşımı bakımından evlilik birliğinin hangi sebeple sona erdiği ve tarafların hangi mal rejimine tabi olduğu önemlidir.

Bu Davada Çocukların Velayeti Nasıl Belirlenir?

Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme nedeniyle boşanma, velayetin otomatik olarak diğer ebeveyne verileceği anlamına gelmez.

Mahkeme velayet konusunda çocuğun üstün yararını esas alır. Çocuğun güvenliği, sağlığı, eğitimi, gelişimi ve ebeveynlerin bakım koşulları önemlidir.

Suçun veya ileri sürülen davranışların çocuğun güvenliği ve bakımına somut etkisi varsa, bu durum velayet bakımından önem taşıyabilir.

Çocuğun diğer ebeveynle kişisel ilişkisi ve bakım giderlerine katılımı da ayrı hükümler kapsamında düzenlenir.

İlgili konu için Velayet Davaları sayfası incelenebilir.

Yargıtay Kararlarında TMK 163 Uygulaması

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2015/13025 E., 2016/3369 K.

23 Şubat 2016 tarihli kararda, küçük düşürücü suçun evlenmeden önce işlenmiş olması nedeniyle TMK 163'ün şartlarının oluşmadığına karar verilmiştir.

Bu içtihat, evlilik öncesi suç ile evlilik sırasında işlenen suçun birbirinden ayrılması gerektiğini göstermektedir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2020/560 E., 2020/1268 K.

19 Şubat 2020 tarihli kararda, suç işleme sebebiyle açılan boşanma davasında ceza yargılamasının sonucu beklenmeden karar verilmesi eksik inceleme olarak kabul edilmiştir.

Yargıtay, özel boşanma sebebinin koşulları bakımından ceza dosyasındaki maddi olguların ve mahkûmiyetin durumunun önemini vurgulamıştır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2023/9150 E., 2024/3738 K.

22 Mayıs 2024 tarihli kararda, eşin başka biriyle ilişkisinin ve güven sarsıcı davranışlarının bulunmasının, tek başına haysiyetsiz hayat sürme sebebi oluşturmadığı açıklanmıştır.

Yargıtay, bu özel boşanma sebebi için davranışların bir yaşam biçimine dönüşmesi ve süreklilik göstermesi gerektiğine dikkat çekmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2025/2470 E., 2025/8940 K.

20 Ekim 2025 tarihli kararda, sürekli borçlanma davranışının haysiyetsiz hayat sürme sebebi olarak kabul edilemeyeceği belirtilmiştir.

Ayrıca dosyada küçük düşürücü suç nedeniyle kesinleşmiş bir ceza mahkûmiyetinin bulunmaması üzerinde durulmuş; terditli olarak ileri sürülen evlilik birliğinin temelinden sarsılması talebinin incelenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

Kararlar, TMK 163'ün kapsamının gereğinden fazla genişletilmemesi ve kanunda belirtilen özel şartların ayrı ayrı araştırılması gerektiğini göstermektedir.

Dava Açılmadan Önce Dikkat Edilmesi Gerekenler

  1. Dayanılan sebebin küçük düşürücü suç mu, haysiyetsiz hayat sürme mi olduğunu belirleyin.
  2. Suçun veya ileri sürülen davranışların tarihlerini açıklığa kavuşturun.
  3. Suçun evlilik öncesinde mi, evlilik sırasında mı işlendiğini kontrol edin.
  4. Ceza yargılaması varsa dava numarası ve karar durumunu belirleyin.
  5. İlgili suçun niteliğini ve kanuni unsurlarını inceleyin.
  6. Haysiyetsiz hayat iddiasında sürekliliği gösteren olayları ayrı ayrı belirleyin.
  7. Birlikte yaşamanın neden beklenemeyeceğini somut biçimde açıklayın.
  8. Yalnızca söylentilere değil, hukuka uygun delillere dayanın.
  9. Özel boşanma sebebiyle genel boşanma sebebinin koşullarını ayırın.
  10. Nafaka, tazminat ve velayet taleplerini ayrı belirleyin.
  11. Mal rejiminin tasfiyesine ilişkin hakların boşanma sebebinden farklı kurallara tabi olduğunu göz önünde bulundurun.
  12. Ceza dosyası ile boşanma dosyası arasındaki bağlantının mahkemeye doğru biçimde açıklanmasını sağlayın.

Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Nedeniyle Boşanma Hakkında Sık Sorulan Sorular

1. Suç işleme nedeniyle boşanma hangi kanun maddesidir?

Küçük düşürücü suç işleme nedeniyle boşanma Türk Medeni Kanunu'nun 163. maddesinde düzenlenmiştir.

2. Haysiyetsiz hayat sürme nedeniyle boşanma nedir?

Kanunun aradığı nitelikte süreklilik gösteren bir yaşam biçimi nedeniyle diğer eşten birlikte yaşamasının beklenemeyecek duruma gelmesi üzerine açılabilen özel boşanma davasıdır.

3. Her suç işleyen eşten TMK 163'e göre boşanılabilir mi?

Hayır. Suçun küçük düşürücü nitelikte olması ve bu sebeple diğer eşten ortak yaşamı sürdürmesinin beklenememesi gerekir.

4. Küçük düşürücü suçun cezası kaç yıl olmalıdır?

TMK 163 belirli bir hapis cezası süresi öngörmemiştir. Suçun niteliği ve birlikte yaşamanın beklenemez hâle gelmesi önemlidir.

5. Eşin sabıkasının olması boşanmak için yeterli midir?

Hayır. Adli sicil kaydının bulunması tek başına yeterli değildir. Suçun niteliği, tarihi ve somut olayın diğer koşulları incelenmelidir.

6. Cezaevindeki eşten boşanma davası açılabilir mi?

Evet. Ancak cezaevinde bulunmak tek başına TMK 163 kapsamında boşanma sebebi oluşturmaz. Suçun niteliği ve diğer hukuki şartlar önemlidir.

7. Mahkûmiyet kesinleşmeden boşanma davası açılabilir mi?

Dava açılması ile davanın kabulü ayrı konulardır. Ceza dosyasının sonucunun beklenmesi gerekebilir. Yargıtay'ın bazı kararlarında kesinleşmiş mahkûmiyetin bulunmaması önemli görülürken, bazı olaylarda ikrar ve diğer güçlü deliller de ele alınmıştır.

8. Eşin evlenmeden önce işlediği suç boşanma sebebi midir?

Yargıtay uygulamasında TMK 163'teki küçük düşürücü suç sebebi için suçun evlenmeden sonra işlenmiş olması aranmaktadır. Evlilik öncesi suç veya aldatma iddiaları farklı hukuk hükümleri kapsamında incelenebilir.

9. TMK 163'te altı aylık dava açma süresi var mı?

Hayır. TMK 163 özel bir hak düşürücü süre öngörmemiştir. Ancak birlikte yaşamanın beklenememesi koşulunun bulunması gerekir.

10. Olayın üzerinden beş yıl geçerse dava açılamaz mı?

TMK 163'te genel bir beş yıllık hak düşürücü süre bulunmamaktadır. Buna karşılık olayın ardından tarafların davranışları ve ortak hayatın durumu önem taşıyabilir.

11. Aldatma haysiyetsiz hayat sürme midir?

Her aldatma veya güven sarsıcı davranış bu kapsamda değildir. Yargıtay, haysiyetsiz hayat sürme bakımından davranışların süreklilik gösteren bir yaşam biçimi hâline gelmesini aramaktadır.

12. Kumar oynamak bu nedenle boşanma sebebi midir?

Tek başına kumar oynanması, TMK 163 şartlarının otomatik gerçekleştiği anlamına gelmez. Aile yaşamına etkileri ve diğer kusurlu davranışlar, koşullarına göre TMK 166 kapsamında önem taşıyabilir.

13. Sürekli borçlanmak haysiyetsiz hayat sürme midir?

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2025/8940 Karar sayılı ilamında, sürekli borçlanmanın tek başına bu özel boşanma sebebi oluşturmadığı belirtilmiştir.

14. Haysiyetsiz hayat sürme nasıl ispatlanır?

Olayların sürekliliğini gösteren hukuka uygun belgeler, doğrudan görgüye dayanan tanık anlatımları ve diğer somut delillerle ispat sağlanabilir.

15. Suç işleme ile evlilik birliğinin temelinden sarsılması aynı mıdır?

Hayır. TMK 163 özel, TMK 166 ise genel boşanma sebebidir. Her birinin kanuni şartları farklıdır.

16. TMK 163 ile TMK 166'ya birlikte dayanılabilir mi?

Usul şartları sağlandığında terditli biçimde öncelikle TMK 163'e, bu kabul edilmezse TMK 166/1'e dayanılabilir. Taleplerin açıkça ileri sürülmesi önemlidir.

17. Bu davada manevi tazminat alınabilir mi?

Türk Medeni Kanunu'nun 174. maddesinde belirtilen şartlar gerçekleşmişse manevi tazminat talep edilebilir. Boşanma sebebinin kabulü tek başına tazminat hakkı doğurmaz.

18. Suç işleyen eş mallarını kaybeder mi?

Hayır. TMK 163 kapsamında boşanma, eşin bütün malvarlığını kaybetmesine veya mal paylaşımı haklarının otomatik olarak sona ermesine neden olmaz.

19. Bu davada çocukların velayeti nasıl belirlenir?

Çocuğun üstün yararı esas alınır. Suçun veya diğer davranışların çocuğun bakımına, gelişimine ve güvenliğine somut etkileri dikkate alınabilir.

20. Suç işleme ve haysiyetsiz hayat nedeniyle boşanma davası hangi mahkemede açılır?

Kural olarak aile mahkemesinde açılır. Yetkili mahkeme, Türk Medeni Kanunu'nun 168. maddesindeki yerleşim yeri ve son ortak yaşam yeri kurallarına göre belirlenir.

Sonuç: Suçun Niteliği ve Ortak Yaşamın Sürdürülememesi Birlikte İncelenir

Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme nedeniyle boşanma, Türk Medeni Kanunu'nun 163. maddesinde düzenlenmiş özel bir boşanma yoludur.

Bu davada yalnızca eşe yöneltilen bir suçlama veya kişisel davranışları hakkında ileri sürülen olumsuz iddialar yeterli değildir. Küçük düşürücü suçun niteliği, haysiyetsiz hayat iddiasında süreklilik, hukuka uygun deliller ve birlikte yaşamanın diğer eşten beklenemeyecek hâle gelmesi önemlidir.

Kanun belirli bir hak düşürücü süre öngörmemiştir. Bununla birlikte suçun tarihi, ceza yargılamasının durumu ve tarafların olaydan sonraki davranışları davanın sonucunu etkileyebilir.

Nafaka, maddi ve manevi tazminat, çocukların velayeti ve mal rejiminin tasfiyesi ise kendi kanuni şartlarına göre ele alınır.

Boşanma ve aile hukukuyla ilgili diğer konular için Aile Hukuku çalışma alanı incelenebilir.

Ara WA WhatsApp