Akıl Hastalığı Nedeniyle Boşanma Davası Nedir?
Evlilik birliği, eşler arasında karşılıklı dayanışma, yardımlaşma ve ortak yaşamı sürdürme yükümlülükleri doğurur. Eşlerden birinin ruhsal sağlığıyla ilgili bir hastalık yaşaması ise evlilik bağını kendiliğinden sona erdirmez. Türk hukukunda bu durumun özel bir boşanma sebebi oluşturabilmesi için kanunda açıkça belirtilen koşulların gerçekleşmesi gerekir.
Akıl hastalığı nedeniyle boşanma davası, eşlerden birinin akıl hastalığı sebebiyle ortak hayatın diğer eş açısından çekilmez hâle gelmesi ve hastalığın geçmesine olanak bulunmadığının resmî sağlık kurulu raporuyla belirlenmesi üzerine açılabilen özel boşanma davasıdır.
Bu boşanma sebebi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 165. maddesinde düzenlenmiştir. Kanun yalnızca bir hastalık tanısının varlığını yeterli görmemiş; hastalığın seyri ve evlilik üzerindeki etkisi bakımından özel şartlar öngörmüştür.
Dolayısıyla psikiyatri uzmanına başvurmuş olmak, ilaç kullanmak, geçmişte hastanede tedavi görmek veya belirli bir psikiyatrik tanının bulunması, tek başına eşin boşanma davasında kusurlu olduğu ya da boşanmaya neden olduğu anlamına gelmez.
Mahkeme, öncelikle kanunun aradığı tıbbi koşulları; ardından ortak hayatın diğer eş bakımından çekilmez hâle gelip gelmediğini ve yargılamada ilgili kişinin haklarının korunup korunmadığını inceler.
Türk Medeni Kanunu 165. Maddeye Göre Boşanma Şartları
Türk Medeni Kanunu'nun 165. maddesi üç temel unsur üzerine kuruludur:
- Eşlerden birinde madde kapsamında dikkate alınabilecek nitelikte akıl hastalığının bulunması,
- Hastalık nedeniyle ortak hayatın diğer eş açısından çekilmez duruma gelmesi,
- Hastalığın geçmesine olanak bulunmadığının resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmesi.
Bu unsurların birlikte gerçekleşmesi gerekir. Bunlardan biri eksikse yalnızca TMK 165'e dayanılarak boşanma kararı verilemeyebilir.
Hastalığın Varlığı
Öncelikle ileri sürülen sağlık sorununun niteliği belirlenmelidir. Psikiyatrik yakınmalar, geçici stres, ruhsal zorlanmalar veya yalnızca bir tanı kaydı, kanunun aradığı şartların gerçekleştiğini kendiliğinden göstermez.
Hastalığın mevcut durumu, tedavi geçmişi ve seyri, yetkili sağlık kuruluşlarının tıbbi incelemeleriyle ortaya konulmalıdır.
Ortak Hayatın Çekilmez Hâle Gelmesi
Hastalığın bulunması dışında, bu nedenle evlilik birliğinin diğer eş açısından sürdürülemez hâle gelmiş olması aranır.
Bu şart, hastalığı bulunan kişiye yönelik genel bir yargıdan değil, tarafların somut yaşam koşullarından hareketle incelenir.
Örneğin ortak yaşamın fiilen nasıl sürdürüldüğü, eşlerin karşılaştıkları güçlükler, hastalığın günlük yaşam üzerindeki etkisi ve tarafların koşulları önem taşıyabilir.
İyileşme Olanağının Bulunmaması
Türk Medeni Kanunu'nun 165. maddesinin en önemli koşullarından biri, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığının resmî sağlık kurulu raporuyla belirlenmesidir.
Yalnızca hastalığın uzun süredir devam ediyor olması veya tedavisinin güç olması, kanunda aranan bu şartın otomatik olarak gerçekleştiği anlamına gelmez.
Hastalığın gelecekteki seyri ve iyileşme olanağı, güncel tıbbi bulgularla ortaya konulmalıdır.
Hangi Psikiyatrik Hastalıklar Boşanma Sebebi Olabilir?
TMK 165, hastalık isimlerinden oluşan kesin bir liste içermemektedir. Bu nedenle belirli bir tanının bulunması üzerine otomatik olarak boşanma kararı verileceği söylenemez.
Uygulamada ağır seyirli psikiyatrik hastalıklar, şizofreni spektrumundaki bazı rahatsızlıklar, bipolar bozukluğun belirli tabloları veya bilişsel işlevlerde ciddi etkiler oluşturan hastalıklar uyuşmazlıklara konu olabilir.
Ancak bu örnekler, aynı tanıyı taşıyan her kişinin benzer sağlık durumuna sahip olduğu veya aile yaşamını sürdüremeyeceği anlamına gelmez.
Hastalığın adı değil, kişiye özgü tıbbi durum ve kanuni şartlar belirleyicidir.
Şizofreni Nedeniyle Boşanma
Şizofreni tanısı bulunan bir eş hakkında TMK 165'e dayanılarak dava açılmışsa hastalığın güncel seyri, tedaviye yanıtı ve iyileşme olanağı araştırılır.
Ayrıca ortak hayatın bu hastalık nedeniyle diğer eş açısından çekilmez hâle geldiğinin ortaya konulması gerekir.
Şizofreni tanısının varlığı, tek başına boşanma kararını veya kişinin dava ehliyetini kaybettiğini göstermez.
Bipolar Bozukluk Nedeniyle Boşanma
Bipolar bozuklukta hastalığın seyri kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Bazı kişiler uzun süre dengeli bir yaşam sürdürebilirken, başka durumlarda daha ağır klinik tablolar görülebilir.
Bu nedenle bipolar bozukluk tanısı, TMK 165 kapsamında otomatik boşanma sebebi değildir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 14 Eylül 2023 tarihli, 2023/903 Esas ve 2023/4004 Karar sayılı kararında, uzun yıllardır devam eden hastalığın iyileşemez nitelikte olduğu ve ortak yaşamın sürdürülemediği resmî raporla ortaya konulan somut olayda boşanma kararı onanmıştır.
Bu kararın sonucu, aynı tanıyı taşıyan bütün kişiler için geçerli bir kural olarak yorumlanmamalıdır.
Depresyon ve Anksiyete Bozuklukları
Depresyon veya anksiyete bozukluğu tanısı, tek başına TMK 165'in koşullarının gerçekleştiğini göstermez.
Bu rahatsızlıkların klinik seyri, iyileşme veya kontrol altına alınma olanakları ve kişiye özgü koşullar değişebilir.
Mahkeme, yalnızca tanı ismine değil, resmî sağlık kurulu raporunda belirtilen tıbbi sonuçlara ve ortak hayatın durumuna bakmalıdır.
Demans ve Diğer Bilişsel Hastalıklar
Bilişsel işlevleri ciddi biçimde etkileyen hastalıklar, hastalığın niteliğine ve koşullarına göre TMK 165 ile bağlantılı uyuşmazlıklara konu olabilir.
Ancak her unutkanlık, yaşa bağlı bilişsel değişiklik veya nörolojik tanı, bu özel boşanma sebebinin oluştuğu anlamına gelmez.
Tıbbi raporda hastalığın niteliği, seyri ve iyileşme olanağı açık biçimde ele alınmalıdır.
Psikiyatri Raporu Boşanmak İçin Yeterli midir?
Bu dava türünde herhangi bir sağlık raporunun bulunması yeterli değildir. Türk Medeni Kanunu'nun 165. maddesi, özellikle resmî sağlık kurulu raporu şartını düzenler.
Tek bir doktorun hazırladığı muayene notu, reçete, hasta epikrizi veya özel uzman görüşü dosya bakımından yararlı bilgi sağlayabilir. Ancak bunlar, kanunun aradığı resmî sağlık kurulu raporunun yerine kendiliğinden geçmez.
Resmî Sağlık Kurulu Raporunda Ne Bulunmalıdır?
Hukuki uyuşmazlığın çözümü bakımından raporun özellikle şu sorulara yanıt vermesi önemlidir:
- İlgili kişide hangi tıbbi durum bulunmaktadır?
- Hastalığın güncel niteliği ve seyri nedir?
- Hastalığın geçmesine olanak bulunup bulunmadığı hakkında tıbbi kanaat nedir?
- Mevcut tedavi süreci ve tıbbi bulgular nelerdir?
- Hastalık, günlük yaşam işlevlerini hangi ölçüde etkilemektedir?
- İlgili kişinin hukuki işlemlerini ve davadaki haklarını kullanma yeterliliği bakımından ayrıca inceleme gerekli midir?
Sağlık kurulunun tıbbi tespitleri ile hâkimin boşanma şartlarına ilişkin hukukî kararı birbirinden farklıdır. Hastalığın niteliğini uzmanlar incelerken ortak hayatın çekilmez hâle gelip gelmediği mahkemece dosyanın bütününe göre belirlenir.
Özel Hastane Raporu Kabul Edilir mi?
Özel sağlık kuruluşunda düzenlenmiş belgeler, hastalığın geçmişi ve tedavi süreci bakımından dosyaya sunulabilir.
Ancak TMK 165'in aradığı iyileşme olanağına ilişkin tespitin resmî sağlık kurulu raporuyla yapılması gerektiğinden özel uzman görüşü bu zorunluluğu tek başına ortadan kaldırmaz.
Adli Tıp Kurumundan Rapor Alınması
Mahkeme, tıbbi incelemenin niteliğine göre ilgili resmî sağlık kuruluşundan veya Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasını isteyebilir.
Mevcut raporların yetersiz olması, farklı sonuçlara ulaşması veya kanunun aradığı sorulara yanıt vermemesi durumunda ek inceleme gerekebilir.
Sağlık Kurulu Raporları Birbiriyle Çelişirse Ne Olur?
Bir sağlık kuruluşu hastalığın geçmesine olanak bulunmadığını belirtirken başka bir kurul farklı sonuca ulaşmış olabilir.
Böyle durumlarda mahkemenin yalnızca raporlardan birini seçerek diğerindeki farklı tıbbi bulguları açıklamadan hüküm kurması hukuki sorun doğurabilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 10 Eylül 2012 tarihli, 2012/2726 Esas ve 2012/20646 Karar sayılı kararında, Adli Tıp Kurumu raporuyla diğer sağlık kuruluşlarının raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Bu nedenle raporların tarihleri, dayandıkları incelemeler ve cevap verdikleri tıbbi sorular önemlidir.
Eski Tarihli Raporlarla Boşanma Kararı Verilebilir mi?
Eski tarihli raporlar hastalığın geçmişi hakkında bilgi sağlayabilir. Ancak hastalığın güncel durumu ve iyileşme olanağı bakımından yeni bir tıbbi inceleme gerekebilir.
Özellikle tedavi sürecinde önemli değişiklikler yaşanmışsa eski raporun tek başına yeterli olduğu varsayılmamalıdır.
Hastalık İyilik Dönemindeyse Ne Olur?
Psikiyatride bazı hastalıklar belirli dönemlerde belirti göstermeyebilir veya belirtiler hafifleyebilir. Bu durumun tıbbi anlamı her hastalıkta aynı değildir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2013/1182 Esas ve 2013/3481 Karar sayılı kararında, ilgili sağlık raporları ve hastalığın iyilik dönemindeki seyri birlikte ele alınmış, TMK 165'te aranan iyileşmezlik şartının somut dosyada gerçekleşmediği kabul edilmiştir.
Dolayısıyla hastalığın remisyon döneminde olması da bu dönemin bulunmaması da tek başına otomatik hukukî sonuç doğurmaz; güncel tıbbi incelemeler önemlidir.
Akıl Hastalığı Nedeniyle Boşanmada Ortak Hayatın Çekilmez Hâle Gelmesi
TMK 165, hastalığın varlığının yanında ortak yaşamın diğer eş bakımından çekilmez hâle gelmesini de aramaktadır.
Bu şartın incelenmesinde yalnızca hastalığa ilişkin genel ifadeler kullanılmamalıdır. Evlilik yaşamında gerçekleşen olayların ve bunların ortak hayata etkisinin açık biçimde ortaya konulması gerekir.
Ortak Hayatın Etkilendiği Nasıl Gösterilir?
Somut olayın özelliklerine göre şu hususlar önem taşıyabilir:
- Eşlerin ortak yaşamı fiilen sürdürüp sürdüremediği,
- Günlük yaşam ve bakım sorumluluklarında ortaya çıkan ciddi güçlükler,
- Hastalığın ortak yaşam üzerindeki somut etkileri,
- Gerekli tıbbi ve sosyal destek süreçleri,
- Tarafların fiilî yaşam koşulları,
- Doğrudan bilgi sahibi kişilerin anlatımları,
- Hukuka uygun sağlık ve diğer resmî kayıtlar.
Önemli olan, hastalığı bulunan kişiye karşı varsayımlarla hareket etmek değil, evliliğin somut koşullarını ortaya koymaktır.
Hastalık Tanısı Ortak Hayatın Çekilmezliğini Kanıtlar mı?
Hayır. Kanunda iki ayrı şart düzenlendiğinden, resmî sağlık kurulu raporuyla hastalığın geçmesine olanak bulunmadığının belirlenmesi, ortak hayatın diğer eş için çekilmez hâle geldiğinin kendiliğinden ispatlandığı anlamına gelmez.
Mahkeme bu ikinci şartı da ilgili olaylar ve deliller üzerinden incelemelidir.
Akıl Hastalığı Nedeniyle Boşanma Davasında Üç Yıl Beklemek Gerekir mi?
Hayır. Güncel Türk Medeni Kanunu'nun 165. maddesinde üç yıl bekleme zorunluluğu bulunmamaktadır.
Eski Medeni Kanun dönemindeki düzenleme ile yürürlükteki 4721 sayılı Kanun birbirinden farklıdır.
Bu nedenle dava açılabilmesi için hastalığın mutlaka üç yıl devam etmesi veya evliliğin üç yıl sürmüş olması gerektiği söylenemez.
Kanunun aradığı esas şartlar, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığının resmî sağlık kurulu raporuyla belirlenmesi ve ortak hayatın çekilmez hâle gelmesidir.
Altı Aylık veya Beş Yıllık Dava Süresi Var mı?
TMK 165'te, zina veya hayata kast gibi başka özel boşanma sebeplerinde düzenlenen altı aylık ve beş yıllık hak düşürücü süreler bulunmamaktadır.
Bununla birlikte evlilik ilişkisinin sürmesi, ileri sürülen hastalığın durumu ve dava şartlarının bulunması gerekir.
Boşanma Davası Ne Kadar Sürer?
Akıl hastalığı nedeniyle boşanma davaları için bütün dosyalarda geçerli kesin bir yargılama süresi yoktur.
Sağlık kurulu raporunun alınması, dava ehliyetinin araştırılması, vesayet işlemleri, delillerin toplanması ve kanun yolu başvuruları yargılamanın süresini etkileyebilir.
Hastalığın Evlenmeden Önce Bulunması ile Sonradan Ortaya Çıkması
Bir kişinin evlenme tarihinde mevcut olan tıbbi durumu ile evlilik sırasında sonradan gelişen hastalık, farklı hukukî sorunlara yol açabilir.
Bu nedenle hastalığın ne zaman başladığının ve evlenme sırasında kişinin ayırt etme gücü ile evlenme ehliyetinin durumunun belirlenmesi önemlidir.
Evlenmeden Önce Akıl Hastalığı Bulunması
Türk Medeni Kanunu'nun 145. maddesi, evlenme sırasında sürekli bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun bulunulmasını ve evlenmeye engel derecede akıl hastalığının bulunmasını mutlak butlan sebepleri arasında saymaktadır.
Ancak evlenmeden önce mevcut olan her psikiyatrik rahatsızlık, evlenmenin mutlak butlanla sakat olduğu anlamına gelmez.
Belirleyici olan, evlenme tarihinde kanunun öngördüğü engelin gerçekten mevcut olup olmadığıdır.
Evlilik Sırasında Ortaya Çıkan Hastalık
Evlilik devam ederken ortaya çıkan veya belirgin biçimde ağırlaşan bir hastalık bakımından TMK 165'in koşulları gündeme gelebilir.
Bu durumda kanunun aradığı tıbbi rapor ve ortak hayatın çekilmezliği şartları ayrıca incelenmelidir.
Evliliğin İptali ile Boşanma Arasındaki Fark
Evliliğin iptali, evlenmenin kuruluşunda mevcut olan kanuni geçersizlik sebeplerine dayanır. Akıl hastalığı nedeniyle boşanma ise geçerli bir evlilik devam ederken TMK 165'teki şartların gerçekleşmesine dayanır.
Hastalığın evlilik öncesinde mevcut olması durumunda hangi hukuki yolun uygulanacağı, evlenme anındaki ehliyet ve engel durumu ile somut olayın özellikleri çerçevesinde belirlenmelidir.
Bu nedenle yalnızca kişinin evlenmeden önce tedavi görmüş olmasına dayanılarak evliliğin geçersiz olduğu veya boşanma sebebinin otomatik oluştuğu söylenemez.
Akıl Hastalığı Bulunan Eşin Dava Ehliyeti
Bir kişinin psikiyatrik hastalık tanısı bulunması, onun bütün hukukî işlemleri yapma veya davada kendisini temsil etme yeterliliğini kendiliğinden kaybettiği anlamına gelmez.
Dava ehliyeti, kişinin mevcut hukuki durumu ve gerektiğinde yapılacak tıbbi incelemeler dikkate alınarak belirlenir.
Türk Medeni Kanunu'nun 405. maddesi ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun dava ehliyetine ilişkin hükümleri, bu konuyla bağlantılıdır.
Her Akıl Hastalığı Durumunda Vasi Atanır mı?
Hayır. Vasi atanması, yalnızca bir psikiyatrik tanının bulunması nedeniyle otomatik olarak gerçekleşmez.
İlgili kişinin kanunda belirtilen kısıtlama şartlarını taşıyıp taşımadığı incelenmelidir. Bu konuda görevli vesayet makamı, gerekli tıbbi ve hukukî işlemleri yürütür.
Bir kişinin sağlık durumunun boşanma davasına konu olmasıyla vesayet altına alınması iki ayrı hukukî meseledir.
Mahkeme Dava Ehliyetini Nasıl Araştırır?
Mahkeme, davalının kendisini yargılamada temsil edebilme yeterliliği hakkında ciddi bir tereddüt bulunduğunda gerekli incelemeyi yapmalıdır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 10 Ocak 2017 tarihli, 2016/25338 Esas ve 2017/200 Karar sayılı kararında, TMK 165'teki boşanma şartlarının incelenmesinden önce davalı eşin dava ehliyetinin araştırılması gerektiği belirtilmiştir.
Dava ehliyetiyle ilgili sorun çözülmeden esasa ilişkin karar verilmesi, kişinin savunma hakkı bakımından önemli usul eksiklikleri doğurabilir.
Vasi Bulunuyorsa Dava Nasıl Yürütülür?
Mahkemece verilmiş kısıtlama ve vasi atanması kararı mevcutsa, yargılamada ilgili kişinin yasal temsilinin nasıl sağlanacağı hukukî kurallara göre belirlenir.
Vasi atanması, kişinin boşanma davasında bütün haklarını kaybetmesi anlamına gelmez. Yargılama sırasında savunma ve usul haklarının korunması gerekir.
Akıl Hastalığı Nedeniyle Boşanma ile Kusura Dayalı Boşanma Arasındaki Fark
TMK 165, Türk Medeni Kanunu'nda özel olarak düzenlenmiş bir boşanma sebebidir. Bu davada esas konu, hastalığın kanuni şartları taşıyıp taşımadığıdır.
Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesinde düzenlenen evlilik birliğinin temelinden sarsılması ise farklı bir hukuki temele dayanır.
Akıl Hastalığı Olan Eş Her Davada Kusurlu Sayılır mı?
Hayır. Bir kişinin sağlık durumu, onun kusurlu olduğunu kendiliğinden göstermez.
Özellikle hastalığın etkisiyle kişinin iradesi dışında gerçekleşen davranışlar bakımından kusur yüklenmesi ayrı bir hukukî inceleme gerektirir.
Bu nedenle tıbbi hastalık ile evlilik birliğinden kaynaklanan hukukî kusur kavramları birbirine karıştırılmamalıdır.
TMK 165 ile TMK 166 Birlikte İleri Sürülebilir mi?
Usul hukukunun şartları sağlandığında farklı boşanma sebeplerine dayanılması mümkündür. Ancak her talebin dayandığı olaylar ve kanuni şartlar açıkça belirtilmelidir.
Yalnızca TMK 165'e dayanılan davada mahkemenin usulüne uygun ileri sürülmemiş başka bir boşanma sebebi üzerinden kendiliğinden karar verebileceği varsayılmamalıdır.
İlgili genel kurallar Boşanma Davaları sayfasında da ele alınmaktadır.
Akıl Hastalığı Nedeniyle Boşanmada Tazminat İstenebilir mi?
Boşanma davalarında maddi ve manevi tazminat, Türk Medeni Kanunu'nun 174. maddesinde düzenlenen şartlara bağlıdır.
TMK 165'e dayanan bir davada hastalığın varlığı, tek başına hasta eşe kusur yüklenmesini veya tazminata hükmedilmesini sağlamaz.
Hasta Eşin Tazminat Sorumluluğu
Hastalık nedeniyle irade dışı gerçekleşen davranışların kusur olarak kabul edilip edilmeyeceği önemlidir.
Bu nedenle yalnızca TMK 165 kapsamında boşanma kararı verilmesine dayanılarak hasta eşten otomatik olarak maddi veya manevi tazminat alınabileceği söylenemez.
Diğer Eşin Kusurlu Davranışları
Diğer eşin şiddet, ağır hakaret veya başka davranışlarının bulunması, kanuni şartlara ve usul kurallarına göre farklı boşanma ve tazminat iddialarına konu olabilir.
Ancak yalnızca TMK 165'e dayanan bir davada, usulüne uygun şekilde dava konusu yapılmamış kusur olayları üzerinden tazminat sonucuna gidilemez.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 20 Eylül 2022 tarihli, 2022/4901 Esas ve 2022/7235 Karar sayılı kararında, özel boşanma sebebine dayanan davada usulüne uygun karşı dava bulunmamasının kusur ve tazminat incelemesine etkisi açıklanmıştır.
Bu nedenle tazminat talepleri, hangi olaylara ve hangi hukukî temele dayanıldığı açıkça belirlenerek ele alınmalıdır.
Akıl Hastalığı Nedeniyle Boşanmada Nafaka
Akıl hastalığı nedeniyle boşanma, nafaka taleplerini kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Türk Medeni Kanunu'ndaki nafaka türlerinin ayrı koşulları bulunmaktadır.
Tedbir Nafakası
TMK 169 uyarınca hâkim, boşanma davası devam ederken eşlerin geçimine ve çocukların bakımına ilişkin gerekli geçici önlemleri alabilir.
Bu kapsamda tedbir nafakasına hükmedilmesi mümkündür. İlgili kişinin hastalık nedeniyle ortaya çıkan bakım ve yaşam ihtiyaçları, somut olayın koşulları içinde önem taşıyabilir.
Yoksulluk Nafakası
Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesine göre boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak şartıyla diğer eşten mali gücü oranında yoksulluk nafakası isteyebilir.
Yoksulluk nafakasında nafaka yükümlüsünün kusurlu olması şart değildir.
Dolayısıyla TMK 165 kapsamında boşanmaya karar verilmesi, kanuni koşulları bulunan eşin nafaka hakkını otomatik olarak ortadan kaldırmaz.
Yargıtay'ın 2022/4901 Esas ve 2022/7235 Karar sayılı kararında da, yoksulluk nafakasında nafaka yükümlüsünün kusurunun aranmadığı ve ödemenin şeklinin tarafların ekonomik koşullarına göre belirlenebileceği ele alınmıştır.
İştirak Nafakası
Ortak çocuk bulunması hâlinde, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılma yükümlülüğü devam eder.
Velayeti kendisine bırakılmayan ebeveyn, mali gücü oranında çocuğun giderlerine katılmakla yükümlüdür. Hastalık tanısı, ebeveynin bu yükümlülüğünü her durumda kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Nafaka türleriyle ilgili bilgiler için Nafaka Davaları sayfası incelenebilir.
Akıl Hastalığı Nedeniyle Boşanmada Çocuğun Velayeti
Boşanma davasında ortak çocukların bulunması hâlinde velayet, çocuğun üstün yararı esas alınarak belirlenir.
Ebeveynlerden birinde psikiyatrik hastalık bulunması, velayetin kendiliğinden diğer ebeveyne verilmesi sonucunu doğurmaz.
Mahkeme, çocuğun güvenliğini, bakım ihtiyaçlarını, eğitim düzenini, ebeveynlerin fiilî bakım olanaklarını ve diğer önemli koşulları inceler.
Psikiyatrik Hastalık Velayete Engel midir?
Her psikiyatrik rahatsızlık velayet hakkının kullanılmasına engel değildir.
Belirleyici olan, hastalığın çocuğun bakımına, korunmasına ve güvenliğine somut etkisinin bulunup bulunmadığıdır.
Gerektiğinde uzman incelemesi ve sosyal inceleme raporu alınabilir.
Çocukla Kişisel İlişki Nasıl Kurulur?
Velayet kendisine bırakılmayan ebeveynle çocuk arasında kişisel ilişki kurulması, çocuğun üstün yararı gözetilerek düzenlenir.
Görüşme sıklığı, yeri ve koşulları belirlenirken çocuğun ihtiyaçları ve ebeveynlerin durumu dikkate alınır.
Somut güvenlik veya bakım ihtiyacı bulunması hâlinde kişisel ilişkinin uygun tedbirlerle yürütülmesi gerekebilir.
Bu konuda Velayet Davaları sayfası incelenebilir.
Akıl Hastalığı Nedeniyle Boşanmada Mal Paylaşımı
Türk Medeni Kanunu'nun 165. maddesine dayanılarak boşanmaya karar verilmesi, eşlerden birinin malvarlığının diğer eşe kendiliğinden devredilmesi anlamına gelmez.
Mal rejiminin tasfiyesi, tarafların tabi olduğu mal rejimine ve ilgili kanun hükümlerine göre yapılır.
Edinilmiş mallara katılma rejiminde edinilmiş mallar, kişisel mallar ve artık değere katılma alacağı ayrı kurallara tabidir.
Akıl Hastalığı Mal Paylaşımı Hakkını Kaldırır mı?
Hayır. Hastalık tanısı, kişinin mülkiyet haklarını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Vesayet altında bulunan eşin malvarlığı haklarının korunması, ilgili temsil ve vesayet kuralları çerçevesinde sağlanır.
TMK 236/2 Bu Davada Uygulanır mı?
Türk Medeni Kanunu'nun 236/2. maddesinde düzenlenen özel pay azaltma veya kaldırma imkânı, zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâline ilişkindir.
Yalnızca akıl hastalığı nedeniyle TMK 165 kapsamında verilen boşanma kararında bu hüküm uygulanmaz.
Akıl Hastalığı Nedeniyle Boşanmada Hangi Deliller Kullanılır?
Bu dava türünde tıbbi deliller ile ortak hayatın durumunu gösteren deliller birbirinden ayrılır.
Hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla belirlenmelidir. Diğer eş açısından ortak hayatın çekilmez hâle geldiği iddiası ise somut olaylarla ve hukuka uygun delillerle ortaya konulmalıdır.
Başlıca deliller şunlar olabilir:
- Mahkeme aracılığıyla alınan resmî sağlık kurulu raporu,
- Adli Tıp Kurumu raporları,
- Hukuka uygun biçimde dosyaya getirtilen tedavi kayıtları,
- Mevcut vesayet ve kısıtlama dosyaları,
- Ortak yaşam hakkında doğrudan bilgisi bulunan tanıkların anlatımları,
- İlgili resmî kurum kayıtları,
- Yargılama sırasında alınan uzman incelemeleri,
- Hukuka uygun diğer belge ve kayıtlar.
Sağlık Bilgilerinin Gizliliği
Psikiyatrik tanı ve tedavi belgeleri özel nitelikli kişisel veriler içerir. Bu nedenle eşin sağlık geçmişine ilişkin bilgilerin hukuka aykırı biçimde elde edilmesi veya üçüncü kişilerle paylaşılması doğru değildir.
Gerekli sağlık kayıtlarının, mahkemenin ilgili kurumlara yapacağı hukuka uygun talepler yoluyla temin edilmesi önemlidir.
Tanık Beyanları Tek Başına Yeterli Olur mu?
Tanıklar ortak hayatın fiilî durumuyla ilgili somut bilgi verebilir. Ancak tanıkların kişisel gözlemleri, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığını belirleyen resmî sağlık kurulu raporunun yerine geçmez.
Bu nedenle tıbbi koşullar ile ortak yaşamın çekilmezliği birbirinden ayrı delil başlıkları olarak ele alınmalıdır.
Akıl Hastalığı Nedeniyle Boşanma Davası Nasıl Açılır?
Dava, görevli ve yetkili aile mahkemesine sunulan dava dilekçesiyle açılır.
TMK 165'e dayanan dava dilekçesinde yalnızca hastalığın isminin yazılması yeterli değildir. Kanunun aradığı koşullara temel oluşturacak olayların ve delillerin açık biçimde belirtilmesi gerekir.
Dava Dilekçesinde Bulunması Gereken Bilgiler
- Tarafların kimlik ve adres bilgileri,
- Evlenme tarihi ve evliliğe ilişkin temel bilgiler,
- TMK 165'e dayanan boşanma talebi,
- İleri sürülen tıbbi durumla ilgili hukuka uygun bilgiler,
- Hastalığın ortak hayat üzerindeki somut etkileri,
- Resmî sağlık kurulu raporu alınmasına ilişkin talep,
- Varsa mevcut vesayet veya kısıtlama kararları,
- Dava ehliyeti bakımından gerekli inceleme talepleri,
- Ortak yaşamın çekilmez hâle geldiğini gösteren olaylar,
- Bu olaylarla bağlantılı deliller,
- Varsa nafaka, velayet ve diğer kanuni talepler,
- Mahkemeden istenen sonuçlar.
Mahkeme, öncelikle gerekli usul şartlarının bulunup bulunmadığını inceler. Ardından tıbbi ve diğer deliller toplanarak boşanma talebi hakkında karar verilir.
Görevli ve Yetkili Mahkeme Hangisidir?
Akıl hastalığı nedeniyle boşanma davalarında görevli mahkeme kural olarak aile mahkemesidir. Aile mahkemesinin bulunmadığı yerlerde bu sıfatla görev yapan asliye hukuk mahkemesi davaya bakabilir.
Türk Medeni Kanunu'nun 168. maddesine göre yetkili mahkeme:
- Eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesi veya
- Davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.
Vesayet gerekip gerekmediğine ilişkin işlemler ise ilgili vesayet makamının görev alanına girer.
Yargıtay Kararlarında Akıl Hastalığı Nedeniyle Boşanma
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2012/2726 E., 2012/20646 K.
10 Eylül 2012 tarihli kararda, Adli Tıp Kurumu raporu ile diğer sağlık kuruluşlarının raporları arasında çelişki bulunduğu belirlenmiştir.
Yargıtay, bu çelişki giderilmeden TMK 165'e dayanan boşanma talebi hakkında karar verilmesini doğru bulmamıştır.
Karar, resmî tıbbi incelemenin yalnızca şeklen yapılmasının yeterli olmadığını; çelişkilerin açıklığa kavuşturulması gerektiğini göstermektedir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2013/1182 E., 2013/3481 K.
Bu kararda, hastalığın iyilik döneminde bulunması ve sağlık kurulu raporlarında yer alan tıbbi bulgular birlikte incelenmiştir.
Yargıtay, somut dosyada hastalığın geçmesine olanak bulunmadığına ilişkin kanuni şartın gerçekleşmediğini kabul ederek boşanma hükmünü bozmuştur.
Karar, yalnızca hastalık tanısının bulunmasıyla boşanma kararına ulaşılamayacağını ortaya koymaktadır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2016/25338 E., 2017/200 K.
10 Ocak 2017 tarihli kararda, akıl hastalığı nedeniyle boşanma talebi hakkında karar verilmeden önce davalı eşin dava ehliyetinin araştırılması gerektiği vurgulanmıştır.
Yargıtay, kişinin vesayet altına alınmasının gerekip gerekmediği açıklığa kavuşturulmadan esasa ilişkin hüküm kurulmasını usule aykırı bulmuştur.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2022/4901 E., 2022/7235 K.
20 Eylül 2022 tarihli karar, TMK 165'e dayanan özel boşanma davasında kusur ve tazminat taleplerinin usul hukukuyla bağlantısını ele almıştır.
Kararda ayrıca yoksulluk nafakasında nafaka yükümlüsünün kusurunun aranmadığı ve nafakanın toptan veya dönemsel ödeme biçiminin ilgili koşullara göre belirlenebileceği açıklanmıştır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2023/903 E., 2023/4004 K.
14 Eylül 2023 tarihli kararda, uzun yıllardır devam eden bipolar bozuklukla ilgili tıbbi raporlar incelenmiştir.
Hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı ve evlilik birliğinin sürdürülmesini engelleyen koşulların gerçekleştiği belirlenen somut olayda TMK 165'e dayanan boşanma kararı onanmıştır.
Bu karar, belirli bir hastalık tanısının değil, kanundaki iki temel şartın birlikte gerçekleşmesinin önemini göstermektedir.
Akıl Hastalığı Nedeniyle Boşanma Hakkında Sık Sorulan Sorular
1. Akıl hastalığı nedeniyle boşanma hangi kanun maddesidir?
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 165. maddesinde düzenlenmiştir.
2. Psikiyatrik hastalık tanısı boşanma için yeterli midir?
Hayır. Hastalığın geçmesine olanak bulunmadığının resmî sağlık kurulu raporuyla belirlenmesi ve ortak hayatın diğer eş açısından çekilmez hâle gelmesi gerekir.
3. Akıl hastalığı nedeniyle boşanmada sağlık kurulu raporu zorunlu mu?
Evet. TMK 165, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığının resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmesini açıkça şart koşmaktadır.
4. Özel hastane raporu tek başına yeterli mi?
Özel hastane belgeleri dosyaya sunulabilir; ancak kanunun aradığı resmî sağlık kurulu raporunun yerini kendiliğinden almaz.
5. Akıl hastalığı nedeniyle boşanmak için üç yıl beklemek gerekir mi?
Hayır. Güncel TMK 165'te üç yıllık bekleme şartı bulunmamaktadır.
6. Bu boşanma davasında altı aylık süre var mı?
Hayır. TMK 165'te zina veya hayata kast için düzenlenen türde özel altı aylık hak düşürücü süre bulunmaz.
7. Bipolar bozukluk nedeniyle boşanma mümkün müdür?
Kanuni şartlar gerçekleşirse mümkündür. Ancak bipolar bozukluk tanısı tek başına yeterli değildir. Güncel tıbbi durum, iyileşme olanağı ve ortak hayatın koşulları önemlidir.
8. Şizofreni tanısı otomatik boşanma sebebi midir?
Hayır. Şizofreni tanısının bulunması üzerine doğrudan boşanma kararı verilmez. TMK 165'teki tıbbi ve hukukî şartların gerçekleşmesi gerekir.
9. Depresyon nedeniyle boşanma davası açılabilir mi?
Yalnızca depresyon tanısı bulunması TMK 165 kapsamında boşanma için yeterli değildir. Kanunun aradığı koşulların oluşup oluşmadığı tıbbi ve hukukî yönden incelenmelidir.
10. Hastalık iyileşebilir nitelikteyse boşanma olur mu?
TMK 165'in özel şartlarından biri, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığının resmî sağlık kurulu raporuyla tespitidir. Bu şart gerçekleşmezse söz konusu maddeye dayanan boşanma talebi kabul edilemeyebilir.
11. Akıl hastalığı olan eşin mutlaka vasisi bulunmalı mı?
Hayır. Vasi atanması her psikiyatrik hastalıkta zorunlu değildir. Kişinin dava ehliyeti ve kısıtlama şartları ayrıca incelenir.
12. Akıl hastalığı bulunan eş kendi boşanma davasını açabilir mi?
Psikiyatrik tanı tek başına dava açma hakkını ortadan kaldırmaz. Kişinin dava ehliyeti mevcutsa kanuni şartları bulunan boşanma sebeplerine dayanabilir. TMK 165 kapsamındaki özel talep ise hastalığın diğer eş bakımından doğurduğu koşullara ilişkindir.
13. Hastalık evlenmeden önce varsa hangi dava açılır?
Evlenme tarihinde kanunda belirtilen evlenme engelleri mevcutsa evliliğin iptali gündeme gelebilir. Ancak evlilik öncesi her psikiyatrik hastalık evlenmenin geçersizliği anlamına gelmez. Somut koşullar ayrıca incelenir.
14. Akıl hastalığı nedeniyle boşanmada tazminat alınır mı?
Hastalık tanısı tek başına tazminat sebebi değildir. Tazminat talepleri TMK 174'teki şartlara ve usulüne uygun biçimde ileri sürülen olaylara göre incelenir.
15. Hasta olan eş yoksulluk nafakası alabilir mi?
TMK 175'teki şartları taşıyorsa alabilir. Psikiyatrik hastalık bulunması, kişinin nafaka talep etme hakkını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
16. Hasta eş iştirak nafakası öder mi?
Çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılma yükümlülüğü, ilgili ebeveynin mali gücü ve diğer kanuni koşullara göre belirlenir. Hastalık tanısı tek başına nafaka yükümlülüğünü sona erdirmez.
17. Akıl hastalığı velayet hakkını otomatik kaldırır mı?
Hayır. Çocuğun üstün yararı esas alınır. Ebeveynin bakım yeterliliği ve çocuğun güvenliği somut koşullara göre incelenir.
18. Akıl hastalığı nedeniyle boşanmada mallar nasıl paylaşılır?
Mal paylaşımı, eşlerin tabi olduğu mal rejimine göre yapılır. Hastalık tanısı eşin malvarlığı haklarını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
19. Sağlık kurulu raporları çelişirse ne olur?
Mahkeme, çelişkilerin giderilmesi için ek rapor veya gerekli tıbbi incelemeleri isteyebilir. Çelişkili raporlar açıklığa kavuşturulmadan hüküm kurulması bozma sebebi olabilir.
20. Akıl hastalığı nedeniyle boşanma davası hangi mahkemede açılır?
Kural olarak aile mahkemesinde açılır. Yetkili mahkeme, TMK 168'de düzenlenen eşlerden birinin yerleşim yeri veya son ortak yaşam yeri kurallarına göre belirlenir.
Sonuç: Hastalık Tanısı Değil, Kanuni Şartların Gerçekleşmesi Önemlidir
Akıl hastalığı nedeniyle boşanma davası, Türk Medeni Kanunu'nun 165. maddesinde düzenlenen özel bir hukukî yoldur. Bu dava kapsamında yalnızca psikiyatrik tanının bulunması boşanma kararı verilmesi için yeterli değildir.
Hastalığın geçmesine olanak bulunmadığının resmî sağlık kurulu raporuyla belirlenmesi ve ortak hayatın diğer eş bakımından çekilmez hâle gelmesi gerekir.
Yargılama sırasında ilgili kişinin dava ehliyeti, sağlık verilerinin gizliliği ve savunma hakkı korunmalıdır. Tazminat, nafaka, velayet ve mal paylaşımı gibi konular ise kendi kanuni şartlarına göre karara bağlanır.
Bu nedenle hastalığın güncel tıbbi durumu, ortak yaşam üzerindeki somut etkileri ve dava sürecindeki usul kuralları birlikte ele alınmalıdır.
Aile hukukuna ilişkin diğer konular için Aile Hukuku çalışma alanı incelenebilir.